Fonlarda yeni dönem
Yatırım fonları piyasasında uzun süredir beklenen düzenleme sonunda geldi. Son dönemde “fon piyasası bu hızla büyümeye devam ederken mevcut kurallar yeterli mi?” sorusu sık sık tartışılıyordu. Cuma günü açıklanan yeni düzenlemeler bu soruya oldukça kapsamlı, bazı alanlarda da beklediğimizden daha sert bir cevap verdi.
Aslında buraya nasıl geldiğimizi hatırlamak önemli. Son birkaç yılda yatırım fonlarının büyüklüğü, yatırımcı sayısı, fon çeşidi ve portföy yönetim şirketi sayısı çok hızlı arttı. Büyüme, beraberinde yeni ürünler ve yatırımcı açısından önemli fırsatlar getirdi. Ancak aynı zamanda özellikle bazı serbest fonlarda birkaç hissede oluşan yoğunlaşmalar, düşük likiditeli hisselerde fonların giderek artan payı ve para piyasası fonlarında ek getiri üretmek amacıyla kullanılan bazı işlemler yeni risk alanları oluşturdu. Düzenlemenin temel gerekçesini yalnızca “fon getirilerini düşürmek” olarak okumamak gerekiyor. Asıl amaç yoğunlaşma, likidite ve karşı taraf risklerini azaltarak daha şeffaf ve sürdürülebilir bir fon piyasası oluşturmak.
Üstelik mesele yalnızca içeride tartışılan risklerden ibaret değil. Özellikle endeks sağlayıcılarının fiili dolaşım, fon sahiplikleri ve fiyat oluşumu konusunda dile getirdiği riskler son dönemde daha görünür hâle gelmişti. Yeni düzenlemede fiili dolaşıma bağlı sahiplik sınırlarının, aynı yönetici ve tek kurucu altındaki fonların toplu pozisyonlarının ve ilişkili taraf yatırımlarının daha sıkı kontrol edilmesi bu açıdan önemli. Bu adımlar Türkiye piyasasına yönelik endeks sağlayıcıları kaynaklı riskin azalmasına katkı sağlayabilir.
Serbest fonlar artık eskisi kadar serbest olmayacak
Düzenlemenin bana göre en önemli sonucu serbest fonlarda ortaya çıkacak. Serbest fonların en önemli özelliği, klasik yatırım fonlarına göre daha geniş hareket alanına sahip olmalarıydı. Fakat son dönemde bu esneklik bazı fonlarda birkaç hisseye çok yüksek ağırlık verilmesi şeklinde kullanılmaya başladı.
Yeni yapıda fon portföyünün yüzde 5'inden fazlasını oluşturan büyük pozisyonların toplamı yüzde 20'yi geçemeyecek. Bunun yanında tek bir serbest fonun bir şirketin fiili dolaşımdaki hisselerinin ne kadarına sahip olabileceği de şirketin fiili dolaşım oranına göre sınırlandırılıyor. Daha önemlisi, aynı yöneticinin yönetimindeki tek bir kurucuya ait fonların toplam sahipliği de ayrıca kontrol ediliyor.
Bunun sonucu açık: Son dönemde gördüğümüz “birkaç hisseye yoğunlaş, hisse yükseldikçe fon getirisi artsın, yüksek getiri yeni para çeksin ve yeni para tekrar aynı hisselere yönelsin” döngüsünün aynı ölçekte devam etmesi zorlaşacak. Düzenlemenin hedef aldığı temel risklerden biri de bu yoğunlaşma ve bunun yaratabileceği likidite sorunu.
Bu, aynı zamanda fon getirilerinde de bir normalleşme anlamına gelebilir. Tabii ki yönetime ve hisse seçimlerine bağlı olarak ayrışan, yüksek getirili fonlar yine olacaktır ancak birkaç düşük likiditeli hissede çok büyük pozisyon alarak endekslerden dramatik şekilde ayrışmanın alanı daralıyor.........
