Terörsüz Türkiye hedefinde yeni faz(2)
Bir önceki yazıyı “… Bundan sonra süreç sadece ‘niyet’ ile yürütülemeyecek gibi görünüyor. O yüzden çok şeffaf ve kamuoyunun aklını kurcalayan bütün sorulara yanıt verilen bir süreç yönetimi gerekiyor. Ve bu yönetim, kıymeti kendinden menkul TV yorumcularına bırakılamayacak kadar önemli!” diyerek bitirmiştim.
Temelde iki tartışma aksı var: Birincisi bu “yeni süreç” ile Türkiye’nin topyekûn demokratikleşip demokratikleşmeyeceği tartışması, ikincisi ise “yol haritası”nın bizzat kendisi. Ve bu iki aks aldıkları şekle göre birbirini sürekli değiştirip, dönüştürme potansiyeli taşıyor.
Önce “demokrasi” tartışmasına bir göz atalım.
Sizin de gözünüzden kaçmamıştır, ilgililer, yetkililer, söz sahibi olanlar, süreç yönetenler bu konuda çok da bir şey söylemiyorlar. Adeta ülkede toptan demokrasi, insan hakları ihlalleri ve yargı bağımsızlığı sorunlarına bu süreçte hiç değinilmiyor. Belki de bu nedenle “yeni paradigmalı” süreç, siyasetin tamamında merak uyandırmanın ötesinde, sokaklara da taşan bir heyecan ya da coşku yaratmıyor. Kuşkusuz bu heyecansızlığın bir nedeni de gayet flu “yol haritası” ki aşağıda ona da değineceğiz.
Gelelim demokratikleşme konusundaki görüşlere. İki kalem sahibinden iki görüş aktaracağım.
Rawest Araştırma’nın yöneticisi Roj Girasun konuya şöyle bakıyor:
“PKK kendini feshetti. Silahlara veda etti. Örgütsel yapısını resmen sona erdirdi.
Bu sadece bir kongre kararı değil; Türkiye-Kürt ilişkilerinde ve genel olarak Türk-Kürt ilişkilerinde yeni bir siyasal evrenin kapısını aralayan tarihsel bir gelişme.
Kürt meselesi artık çatışma ve çözüm parantezinden çıkıyor, demokratikleşme ve siyasal temsil denklemine giriyor. Bu dönüşüm, taleplerin daha meşru, siyasetin daha sivil hale gelmesini sağlayacak.
Ve artık Türkiye’de otoriterleşmenin en büyük meşruiyet kaynaklarından biri olan ‘silah’ olmayacak. Şiddetin yarattığı istisna hali ortadan kalktığında, demokrasiye karşı sürdürülen baskıcı........
