menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yapay zekâ planına devam

16 0
16.01.2025

ABD’nin seçilmiş başkanı Donald Trump gibi üretim ve tedarik zincirini yeniden kurgulama gücünüz yoksa benim gibi yapay zekâ planınızı yapmaya odaklanabilirsiniz. Bu konudaki ikinci yazımda biraz daha geleneksel yaklaşıma yaklaşıp temel bilgilere değinmek istiyorum.

Pazartesi günkü yazımda Grönland’a değinmiştim. ABD’nin seçilmiş başkanı Donald Trump’ın Grönland ile ilgili açıklamalarının ve oğlunu bu bölgeye göndermesinin ardından Grönland Başbakanı Mute Bourup Egede’nin Trump ile görüşmeye hazır olduğunu açıkladı. Bunu Elon Musk’ın X’te retweet ettiği haberden öğrendiğimde o yazımı çoktan yazmış ve göndermiştim. Elimdeki güce baktığımda benim Grönland ile ilgili bir talebimin olmasını mümkün görmüyorum. Ancak yıllardır dünyanın hemen hemen bütün liderlerinin ve medyasının tedarik zincirinin yeniden şekillendirilmesi gerektiğini söylemesine karşın Grönland ve Panama Kanalı konularında Trump’ın attığı türden adımların atılmamasına ya da Trump’ın attığı adımlara şaşırılmasına yapay zekâ-insan zekâsı karşılaştırmasının bir boyutu olarak değinmek zorundayım.

Yapay zekâya, Trump bu tartışmayı başlatmadan önce bu konu sorulsaydı ne yanıt verirdi sorusunun yanıtını bilmek kolay değil. Ancak buzulların erimesi ile ortaya çıkan kara parçalarının tarımsal ve diğer potansiyelini halkının refahı için değerlendirmek istemek şaşırtıcı bir durum değil. Konuya dünya üzerindeki insanlar olarak hepimiz aynı gemideyiz mantığıyla baktığımızda ise şaşkınlığımız ortaya çıkıyor. Yapay zekâ çağında maalesef bu şaşkınlığı koruma şansımız yok.

Yapay zekâ uygulamalarında bulut ile entegrasyon ve DevOps gibi gerçek zamanlı geliştirme becerileri ile sorun çözme gibi yöntemleri iyi kullanmak zorundayız ya da buna mahkumuz. Bunu yapamadığımız ve sorunlarımızı karşılaştığımız anda çözemediğimiz takdirde, sahayı bunu yapabilenlere devretmek zorunda kalmak kaçınılmaz kader olacak.

Şu anda köpüren, Adolf Hitler’e kestiğimiz faturanın gerçek sorumlusu komünistler ve sosyalistler miydi tartışması aslında sorunları gerçek zamanlı olarak çözme ile ilgili bir tartışma. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından işsizlik ortamında çalışamadıkları için açlık çeken geniş halk kitlelerine savaş makinesinin parçaları olarak iş yaratan Hitler ve partisi ile düşünsel bazda tartışan sosyal demokratların arasındaki sorumluluk dengesinin bugün Elon Musk’ın ağzından dile gelmesi, çok ilgi çekici bir ideolojik tartışma. Savaş ekonomisi öncesinde uzaya çıkmayı hedefleyen çalışmalarda ortaya çıkan roket tasarımlarının İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya’dan İngiltere’ye atılan V2 roketlerine çevrilmesi, konunun teknolojiden bağımsız olmadığını gösteriyor ama bu işleri uzmanına bırakıp yapay zekâya döneyim.

Türkiye’yi bu yeni dünyada saygın bir konuma oturtmak için gerçek zamanlı çözümler, bulut ve yapay zekâya dayanan bir kurgu yapmaya çalıştığımda, en yumuşak karnımızın yetersiz regülasyon olduğunu görüyorum. Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, 14 Ocak’taki “En İyi 100 Yapay Zeka Girişimi ile Yatırımcı Ekosistemi Buluşması” etkinliğinde regülasyon problemini çok net ortaya koydu. Bulut üzerinde geliştirilen bir yapay zekâ uygulamasını bankaya uyarlamaya çalıştıklarında girişimcilere, “Bunu bizim veri merkezimize kurabilir misiniz?” diye sormak zorunda kaldıklarını ifade ediyor. Buna “evet” diye yanıt verenlerin bir yıl boyunca regülasyonlara uygun bir uyarlama yapmak için banka çalışanı gibi çalışmak zorunda kaldıkları için girişimci ruhlarını yitirdiklerini ve iş bittikten sonra da böyle bir sürece tekrar girmeyi reddettiklerini belirtiyor. Bu yaklaşımı değiştirmeden kurulmakta olan yeni dünyada yaşama şansımız çok yüksek değil.

Konunun bir diğer boyutunu da bu cendereden çıkabilmemiz durumunda en azından Avrupa’ya ihraç edecek bir model yaratma ihtimalimiz oluşturuyor. Yoksa bu yaşlı kıtanın da ABD’den gelen dalga karşısında fazla bir şansı bulunmuyor.

Yapay zekâ gelişkinliği........

© Ekonomim