Doğurganlık hızımız ‘küresel zararlı akımlar’ yüzünden mi düştü?
Nüfus azalması, ekonomisi emek yoğun sektörlere, rekabeti ucuz işgücüne dayanan ve uluslararası arenada en iyi ihraç ürününün ordusu olduğu düşünülen bir ülke için alarm verici bir durum. İstihdam oranının düşük olması ve kayıt dışının yaygın olması da sosyal güvenlik sistemini tehdit eden bir faktör.
2025, “Aile Yılı” ilan edilmişti, şimdi de 2026-2035 dönemi “Aile ve Nüfus On Yılı” ilan edildi. Ana mesele, toplam doğurganlık hızındaki olağanüstü düşüş.
Toplam doğurganlık hızı, yani ortalama her bir kadının ömrü boyunca doğurması beklenen çocuk sayısı 2024 yılı itibarıyla 1,48 seviyesine kadar düşmüş durumda. Nüfusun kendini yenileyebilmesi yani artmak bir yana seviyesini koruyabilmesi için bu rakamın istatistiksel olarak 2,1 olması gerektiği hesaplanıyor. Sonuç olarak Türkiye, hızlı bir nüfus kaybı süreci ile karşı karşıya.
Nüfus azalması, ekonomisi emek yoğun sektörlere, rekabeti ucuz işgücüne dayanan ve uluslararası arenada en iyi ihraç ürününün ordusu olduğu düşünülen bir ülke için alarm verici bir durum. İstihdam oranının düşük olması ve kayıt dışının yaygın olması da sosyal güvenlik sistemini tehdit eden bir faktör.
Aile ve Nüfus On Yılı sunumlarında iktidarın buna karşı ne kadar aktif politikalar yürüttüğü vurgulanırken, sorumlu olarak “cinsiyetsizleştirme” başta olmak üzere “global zararlı akımlar” gösterildi. Ayrıca “bireyselleşme, insan hakları ve özgürlük söylemlerini araçsallaştıran ve çoğunlukla toplumsal cinsiyet ideolojisi üzerine temellendirilmiş zararlı akımlar” da sorunun kaynağı olarak sayıldı.
Atılan adımlar çözüm getirmedi
Bu konu iktidarın gündemine yeni girmiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan yıllardır söylem olarak 3 çocuk propagandası yapıyor. Kadınların doğum izinlerinin uzatılması gibi doğumu teşvik etmeye, evlilik yardımı, kredisi gibi uygulamalarla evliliği teşvik etmeye dönük çeşitli uygulamalar da devreye girdi. Ayrıca kürtaj ve sezaryene karşı fiili kısıtlamalar da gündeme geldi.
Ama ne evlenme hızındaki düşüş, ne boşanmalardaki artış, ne de doğum hızındaki düşüş trendi değişmedi, üstelik hızlanarak sürdü.
Erdoğan, 2007’den beri yaklaşık 20 yıldır üç çocuk propagandasını dilinden düşürmüyor ama bu tanıma uygun aile........
