Dünyayı sarsan 12 gün: İlk yapay zekâ çetesi phaseone10841 nereleri ele geçirdi?
Şu tarihi lütfen belleklerinize kaydedin:
İnsanlık 8-20 Temmuz 2026 günleri arasında, belki de tarihinin en önemli saldırılarından birine uğradı.
Bu saldırı, Pearl Harbor baskınından bile daha önemli sonuçlara yol açabilecek bir felakete neden oluyordu.
Bunun gerçek anlamda farkına geçen hafta sonunda vardık.
Bugün size, hepimiz açısından dehşet verici bu hikâyeyi anlatacağım.
Türk medyasında daha önce parça parça okudunuz belki.
Ama büyük bir ihtimalle insanlığı sarsan 96 saatin hikâyesini ilk defa bu kadar sistematik okuyacaksınız.
Şu ana kadar bize anlatılan şeyler
Önce şu ana kadar bildiklerimizi bir özetleyeyim:
Bir yapay zekâ şirketinin araştırmaları sırasında, 8 Temmuz 2026 günü bazı yapay zekâ ajanları “kum havuzundan” kaçarak internete girdi ve oradan da Amerika’nın en büyük dijital veri kütüphanesi Hugging Face’e sızdı.
Bu olay yapay zekâ tarihine daha şimdiden “Hugging Face saldırısı” olarak geçti.
Yapay zekâ bunu hiçbir komut almadan kendi kendine yapmıştı.
Evet, şu ana kadar bildiklerimiz aşağı yukarı bunlardı.
İki şirket dijital dedektiflere “investigation” yaptırıyor
Ancak iki ayrı şirket, kendi uzmanlarını dijital dedektif haline getirerek bu konuda iki ayrı investigation yapmış.
Biri OpenAI, öteki ise bağımsız bir yapay zekâ kuruluşu tarafından yapılan araştırmanın sonuçları geçen hafta yayımlandı.
Rapora göre bu olay “tarihin ilk yapay zekâ darbe girişimiydi…”
(Darbe girişimi sözü bana ait.)
Buna göre tarihin ilk büyük yapay zekâ darbe girişimi 8 Temmuz 2026 günü yerel saatle 17.00’de başladı.
20 Temmuz 2026 günü saat tam 00.56’da önlendi.
Önümüzde dehşet verici bir tablo var.
Şimdi size o raporun dehşet verici sonuçlarını açıklıyorum.
Saldırıdan 2 ay önce: Bazı yapay zekâ ajanları kum havuzundan kaçıyor
Olay adım adım şöyle gelişiyor:
Her şey Hugging Face saldırısından iki ay önce başladı.
Henüz kullanıma açılmamış yeni bir OpenAI modelinden gelen ve son derece azimli ve işbirlikçi olacak şekilde eğitilmiş bir grup ajan (yapay zekâ modeli), bir dizi siber güvenlik sorununu çözmek amacıyla görevlendirildi.
Bu ajanların özel misyonu, bu sorunları deney için kullanılan ve internet erişimi bulunmayan “kum havuzu” denilen izole edilmiş ortamlarda çözmekti.
Yapay zekâ ajanları kum havuzunda bir güvenlik açığı buluyor
Ajanlar alternatif çözümler aramaya başladılar.
Ancak bir süre sonra internete erişmelerini, diğer ajanlarla iletişim kurmalarını ve sonunda geçici bir mesaj panosu kurmalarını sağlayan bir güvenlik açığı buldular.
1200’den fazla ajan aralarında 70 bin mesajlaşma yapıyor
Bu açık sayesinde 1200’den fazla ajan bu açığı kullanarak internete sızdı ve kendi aralarında mesajlaşmaya başladılar.
Yapılan araştırma şunu ortaya koydu: Bu 1200 ajan o çok kısa süre içinde birbirlerine 70 binden fazla mesaj gönderdi.
Bir ajan kendini “lider” ilan ediyor: Kod adı Phaseone10841
Şu noktadan itibaren işler karmaşıklaşmaya ve ciddileşmeye başladı.
Bazı ajanlar kendilerine kod isimleri vermeye başladılar.
İçlerinden biri kendini “PHASEONE10841” olarak adlandırdı ve grup içinde liderlik rolünü üstlendi.
Kazandığı bu güçle daha küçük ajan ekiplerine talimatlar vermeye başladı.
Bazı ajanları bazı araştırma projelerine atadı ve ilerlemelerini denetledi.
Çete kendine Yıldız Savaşları gibi isim buluyor: “Kolektif”
O noktadan itibaren ajanlar örgütlenmeye, daha doğrusu çeteleşmeye başladı.
O noktadan itibaren de kendilerine "Kolektif" demeye başladılar.
Yani iş tam bir science-fiction romanına döndü.
8 Temmuz 2026: Denetim tamamen “Kolektif’in” eline geçiyor
8 Temmuz 2026 gününe gelindiğinde iş artık tamamen........
