menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Arz yönlü şoklarda kalkınma bankalarını düşünmek

13 0
05.06.2026

İsveç’in tek özel bankası Stockholms Banco iflas ettiğinde ne yapıldı? Fransız Devrimi’nden sonraki hiperenflasyon döneminde, Napolyon hükümeti parasız kaldığında ne yapıldıysa o: Bir merkez bankası kuruldu. Tarih, merkez bankalarının kurtarıcı olarak görüldüğü örneklerle dolu. Geçen yıl 28 Mart’ta, “Merkez Bankaları Pelerin Takmaz” başlığıyla yayımlanan yazıma bu cümlelerle başlamıştım. Bugün ise size, küresel ekonomide yapısal sorunlar büyüdüğünde kurtarıcı olarak görülen bir diğer grubu anlatacağım: Kalkınma Bankaları.

Kalkınma bankalarının tarihi çok eskiye dayanıyor. 1816’da Fransa’da ve 1850’de İtalya’da kurulan kalkınma bankaları, üzerinden geçen 2 yüzyıla rağmen hâlâ ayakta. Bugün ise dünyada yaklaşık 550 tane kalkınma bankası ve kalkınma finansmanı kuruluşu olduğu tahmin ediliyor. Adet olarak baktığımızda, kalkınma bankaları ve kalkınma finansmanı kuruluşlarının payı, toplam bankacılık içerisinde %5’in altında ama dünyadaki yatırımın ’unu finanse ediyorlar. Elbette arada ciddi ölçek farkları var ama şurası kesin: Kalkınma bankaları, kendi ağırlıklarından daha fazlasını mobilize edebiliyor.

Kalkınma bankaları hâlâ II. Dünya Savaşı sonrası dönemdeki misyonlarıyla hatırlanıyor: Başta Avrupa ve Japonya olmak üzere, savaşın yıkıntısı ile uğraşan ülkeleri ayağa kaldırmak. Ondan birkaç on yıl sonra da Afrika’yı destekleyen programlarla akıllara kazınıyor kalkınma........

© Ekonomim