Reel sektör şirketlerinin açık döviz pozisyonları alarm veriyor
Ağustos 2018’de patlak veren aşırı piyasa dalgalanması, açık pozisyon taşıyan reel sektör şirketlerinde tam bir şok etkisi yarattı. İstisnalar dışında birçok şirketin herhangi bir koruma olmadan çok büyük bir kur riskini göze almış olmaları, bilançolarda ağır tahribata yol açtı.
2018’de rahip Brunson olayının patlamasıyla zirveye çıkan piyasa sarsıntısı, reel sektör şirketlerinin önceki dönemlerde üstlenmiş oldukları bilanço risklerinin bir anda patlamasına yol açmıştı. Hem kurlarda hem de faizlerde kaydedilen sert artışlar, yurtdışı borçlanma kanallarının tıkanması ve yurtiçinde işlerin yavaşlamasıyla nakit yaratımının güçleşmesi, reel sektörde çok sert bir bilanço krizine neden oldu. Bunun temel nedenlerinden birisi, faizlerin daha düşük olması nedeniyle, şirketler kesiminin yabancı para cinsinden kredi kullanımına ağırlık vermesiydi. İlk bakışta, finansal olarak rasyonel gözüken bu tercih, aslında kurlarda sert bir artış olması durumunda, döviz cinsinden borçların finansal yükünün de hızla artabileceği ihtimalini göz ardı ediyordu. Bu ihtimali bertaraf etmek için, şirketlerin türev ürünlerle kendileri korumaları her zaman mümkün. Dolayısıyla rasyonel olan, şirketlerin bu tip finansal araçlarla, döviz ve faiz risklerini minimize etmeleri, kendilerini bu risklerden korumaları olmalıydı. Lakin, rahip Brunson krizi patladıktan sonra gördük ki, piyasada en iyi yönetiliyor olduğunu düşündüğümüz bazı büyük kurumsal şirketler dahi finansal risklerden korunmak için alınması gereken en temel önlemleri almamışlardı. Konuyu biraz daha net açıklamak gerekirse, şirketlerin döviz gelirlerinin çok üzerinde döviz cinsinden kredi kullandıkları; bunun sonucunda ortaya çıkan açık döviz pozisyonunun yaratabileceği kur riskini bertaraf etmek için ise yeterli finansal önlemleri almadıklarını gördük. Hatta, mevzuat izin verdiği için, bütün gelirleri TL cinsinden olan şirketlerin bile, yüklü miktarda döviz kredisi kullanmaktan imtina etmediklerine şahit olduk.
Krizden canları yanan şirketler, döviz kredisi kullanımını azalttı
2018-2019 reel sektör bilanço krizi sonrasında, ekonomi yönetimi döviz cinsinden borçlanmayla ilgili birçok kısıtlama getirdi. Krizden canları yanan reel sektör şirketleri de, sonraki dönemde bir yandan döviz cinsinden kredi kullanımlarını azaltırken, diğer yandan döviz cinsinden varlık edinme ve/veya türev finansal ürünleri kullanarak, açık döviz pozisyonlarının yarattığı kur riskinden korunmaya çalıştılar.
Ne var ki, 2018 yılından 2023’e kadar süren bu olumlu seyrin, sonraki dönemde yeniden bozulmaya başladığını görüyoruz. Tabloda, Merkez Bankası’nın yayınladığı verilerle, reel sektör şirketlerinin döviz cinsinden varlık, yükümlülük ve döviz pozisyonlarının seyrini izleyebiliriz:
Tablodaki verilerin 2008’den 2017’ye kadarki bölümüne baktığımızda, yazının başında değindiğim çok riskli bilanço yapısı sürecini görüyoruz. Bu dönemde şirketlerimizin döviz cinsinden kredileri 134,9 milyar dolardan 283,4 milyar dolara yükselmiş. Burada özellikle dikkatinizi çekmek istediğim konu, düzenlemelerin de etkisiyle yurtiçindeki bankalardan sağlanan döviz kredilerindeki........
