İklim yarışının yeni cephesi: Kalıcı depolama
Dünyada her yıl yaklaşık 2,2 milyar ton CO2 atmosferden uzaklaştırılıyor. Bu rakam küresel brüt CO2 emisyonlarının yaklaşık yüzde 5’ine denk geliyor. Karbonu atmosferden çekmek kadar, onu ne kadar süre atmosferin dışında tutabildiğimiz de önem kazanıyor. 2026 State of Carbon Dioxide Removal Raporu, Paris hedefl eri için karbon gideriminin önümüzdeki yıllarda bugünkünden çok daha büyük bir ölçeğe ulaşması gerektiğini ortaya koyarken kritik bir uyarı yapıyor: Karbon giderimi emisyon azaltımının alternatifi değil.
Bir ton karbondioksiti bugün atmosferden çektiğinizi düşünün. Sonra ne oluyor? Bu karbon, bir ormanda, toprakta, biyokömürde, jeolojik bir formasyonda, bir üründe ya da okyanusta depolanabiliyor. Hepsi atmosferdeki karbonu azaltabiliyor. Fakat aralarında kritik bir fark var: O karbonun yeniden atmosfere dönmeden ne kadar süre saklanabileceği.
On yıl mı? Yüz yıl mı? Binlerce yıl mı? İklim mücadelesinde karbon gideriminin yeni sorusu burada başlıyor.
2026 State of Carbon Dioxide Removal raporu, karbon dioksit giderimini (CDR) atmosferdeki CO2’nin insan faaliyetleriyle yakalanarak jeolojik, karasal veya okyanus rezervuarlarında ya da ürünlerde kalıcı biçimde depolanması olarak tanımlıyor. Yani işin ilk yarısı karbonu yakalamak; ikinci yarısı ise onu atmosferin dışında tutabilmek. Bugün dünyada yılda yaklaşık 2,2 milyar ton CO2 atmosferden uzaklaştırılıyor. Bu, küresel brüt CO2 misyonlarının yaklaşık yüzde 5’ine karşılık geliyor. Fakat bu rakamın arkasında önemli bir dengesizlik var. Mevcut karbon gideriminin yüzde 99,9›u ağırlıklı olarak ormanlar ve topraklar gibi geleneksel, kara temelli yöntemlerden geliyor. Biyokömür, geliştirilmiş kaya ayrışması, doğrudan havadan karbon yakalama ve depolama (DACCS) ve karbon yakalama ve depolamayla biyoenerji (BECCS) gibi yeni nesil yöntemlerin payı ise son derece küçük.
Bugünkü 2,2 milyar tonluk seviyeden 8,75 milyar tona
Ama iyi haber, yeni nesil karbon dioksit gideriminin yılda yaklaşık yüzde 40 büyüyor olması. Rapor bu büyüme hızının güneş enerjisi gibi başarılı teknolojilerin erken dönem büyüme hızlarıyla karşılaştırılabileceğini söylüyor.
Kötü haber ise ölçeğin ihtiyaç duyulan seviyenin çok uzağında olması. Aradaki mesafeyi görmek için bugünkü 2 milyon ton rakamını gelecekte ihtiyaç duyulan ölçekle karşılaştırmak yeterli.
Raporda........
