Banksy ve “Yazarın Ölümü”
Bir sanatçıyı tanımadan onun eseriyle karşılaşsaydık anlama yönelik değişim nasıl olurdu? Ya da bir değişim olur muydu? Mesela Van Gogh’un kim olduğunu bilmeseydik eserleri “delilik” veya varoluşsal trajedisi üzerinden yorumlanır mıydı? Ya da Frida Kahlo’nun yaşamış olduğu acılar bilinmeseydi eserleri doğrudan hayat hikâyesiyle ilişkilendirilir miydi? Belki de ne Van Gogh’un renkleri ve fırça darbeleri trajedisi üzerinden yorumlanacak ne de Frida Kahlo’nun imgeleri hikâyesi üzerinden ilişkilendirilecekti. Peki bu soru karşı perspektiften ele alındığında, yani sanatçısı tanınmayan bir eserin sanatçısının tanınması durumunda anlama yönelik değişim nasıl olurdu?
Son günlerde ünlü sokak sanatçısı Banksy’nin kimliğinin ifşasına yönelik haberler ve “kim olduğu”na dair çeşitli argümanlar ortaya atılmaktadır. Banksy’nin kim olduğu sorusunun yanıtlanması zorunluymuş gibi bir arayış söz konusudur. Oysaki “Banksy kimdir?” sorusunun zaten sokağın içinde, gündelik hayatın görünmez çelişkileriyle bizi yüzleştiren biri olduğu yönünde bir cevabı vardır. Bu cevap Banksy’yi belirli bir özneye indirgenen “biri” olmaktan kurtararak dile gelmekte zorlanan söylemin ya da düşüncenin taşıyıcısı yapmaktadır. Çünkü onun söyleminin arkasında söylenmek istenip de söylenemeyenin, düşünülen ama dile getirilemeyenin yansıması bulunur. Bu nedenle Banksy’yi ortaya atılan haberlerin ana teması olan “maske” ardına saklanan bir figür olarak görmek yerine maskesizliğin sunduğu bir imkân olarak düşünmek gerekir.
Peki, bir sanatçı eserleriyle nasıl ilişkilendirilmelidir? Bu soru doğrudan sanatçı-eser ilişkine yönelen bir sorudur. Bazı yaklaşımlar eseri onu ortaya çıkaran özneyle ilişkisi bağlamında anlamını sanatçının niyetine indirgerken, bazı yaklaşımlar ise bağımsız bir varlık olarak ele aldıkları eseri izleyicinin deneyim merkezine taşır.[1] Roland Barthes (1915-1980) “yazarın ölümü” düşüncesiyle sanatçı-eser ilişkisine ikinci noktadan bir değerlendirme sunmaktadır. Barthes Image-Music-Text içinde yer alan “The Death of the Author (Yazarın Ölümü)” adlı makalesinde bir metnin anlamının yazara ya da onun egemenliğine indirgenemeyeceğini Balzac örneği üzerinden savunur.[2] Barthes’a göre bir metin yazıldığı anda yazarın egemenliğinden bağımsızlaşmaktadır, yani metin tek bir teolojik anlamdan – yazar Tanrı’nın mesajından – sıyrılmaktadır.[3] Bu da metnin her okuma ediminde........
