KENT BELLEĞİNİN DÖNÜŞÜMÜ VE İZMİR’İN DARAĞACI MAHALLESİ
Kentlerin geçmişten günümüze kadar gelen tarihleri, gelenekleri, fiziki dokuları kent belleğini oluşturur. Kent belleği kentin kimliğidir. Her kentin belleğinde, geçmişin izlerini bugüne taşıyan mahalleler, sadece fiziki dokularıyla değil, yaşatılan hikâyeleri ve sosyal ilişkileriyle anlam kazanır. Ancak uzun bir ihmal sonrası hızlı ve plansız kentsel dönüşüm süreçleri, bu belleğin katmanlarını silerek kentleri kimliksizleşme tehlikesiyle karşı karşıya bırakmaktadır.
Darağacı Semti de bu kayıpların belirgin biçimde hissedildiği alanlardan biridir. Bir zamanlar zanaatkârların işlikleri, komşuluk ilişkileri ve ortak yaşam kültürüyle kente özgün bir karakter kazandıran Darağacı, bugün yerini parçalanmış sosyal yapıya, yok olmaya yüz tutmuş mekânsal belleğe ve kopuk bir kent kimliğine bırakmaktadır.
Darağacı resmi olmayan bir kentsel dönüşüm alanının ortasında kalmış Umurbey Mahallesi sınırları içerisinde yer alıyor. İlk yerleşimin Osmanlılar zamanında olduğu resmi kayıtlardan anlaşılıyor. İzmir limanına yakınlığı nedeniyle İzmir’in ilk sanayi bölgesi oluşuyla da dikkat çekiyor. İlk döneminde un değirmenleri, yağ fabrikaları, Sümerbank basma fabrikası, havagazı fabrikası gibi sanayileşme dinamikleri bu bölgede yer alıyor. Buna bağlı olarak da bu fabrikalarda çalışan işçilerin, Rum, Ermeni ve Yahudi göçmenlerin, tüccarların yerleştiği mahalleler oluşuyor. Osmanlı döneminde bölge ibadethaneleri ve sosyal ilişkileri ile bir mahalle kültürünü oluşturuyordu. O dönemin önemli ticaret ve üretim merkezi Darağacı İzmir’in ilk sanayileşme hareketinin başladığı bölge…
Darağacı’nın sözcük anlamı idamların yapıldığı mekanizmadır. Darağacı denen mekanizmaların Osmanlı döneminde burada kurulması ve infazların bu bölgede yapılması nedeniyle bölgeye Darağacı adı verilmiş. Bazı kaynaklarda idamların buradaki ağaçlarda da yapıldığına dair bilgiler karşıma çıktı. Konunun ilgimi çekmesinde gördüğüm bir fotoğrafın etkisini uzun zamandır unutamıyorum. Fotoğrafta bir infaz sırasında elinde çekirdek külahları ile insanların infazı izlediklerini ve durumu umursamadıkları görülüyor. Bu bir bakıma o dönem idam cezasının kanıksandığının ifadesidir bence.
Bölgenin değişim........
