Stefan Zweig’den Maxim Gorki’ye: “Mektuplar günün birinde yine anımsanır”
20. yüzyılın en insancıl yazarı Stefan Zweig insan ve yazar olarak özgürlüğüne düşkündü. Zweig mektup yazmasını çok severdi. Mektuplaştığı ünlüler arasında, bundan 90 yıl önce, 18 Haziran 1936’da yitirdiğimiz Maksim Gorki de vardı.
Yirminci yüzyıl Alman Dili Edebiyatı yazarları arasında Stefan Zweig mektup yazmasını en çok seven edebiyatçı olarak kabul edilir. Mektuplaşmak, ilişkiler kurmak, onları itinayla koruyup, yıllarca devam ettirmek Stefan Zweig için bir yaşam gereksinimiydi. İlk yapıtlarıyla hemen tanınmaya başladığında henüz yirmi beş yaşlarında genç bir yazardı. Döneminin hayran olduğu ünlü edebiyatçılarına kitaplarını imzalayıp göndermeyi severdi. Onlardan gelen yanıtlarla başlayan mektuplaşmalar zamanla karşılıklı diyaloglara dönüşmüştü. Mektupların ardından buluşup görüşmeler ve sohbetlerle yakın dostluklar oluşmuştu.
Rilke, Schnitzler, Bahr, Freud, Gorki ve Hesse gibi zamanının ünlü edebiyatçılarıyla sürekli yazışmıştı. Birbirinden değişik ünlülerle anlaşıp uzun yıllar onlarla yakın dostluklar sürdürmesi Zweig’ın bir “yeteneğiydi.” O, kendisinden daha yaşlı, karakterleri birbirine hiç benzemeyen bu kişilerin her birine “nabzına göre şerbet vermesi”ni bilmişti.
“Büyük Ustam”
Maksim Gorki’yle 1923-1936 yılları arasında süren mektuplaşmaları çok ilginçtir. Bunlar büyük sosyalist bir gerçekçi ile yürekli ve antifaşist bir hümanistin birbirlerine yazdıkları belgesel yanı en yüksek mektuplardır. 18 Haziran 1936 günü vefat eden ve bugün ölümünün 90. yılına andığımız Maksim Gorki’nin yabancı meslektaşlarına yolladığı mektuplar arasında Stefan Zweig’a yazılanlar, içerikleri bakımından en önemlileridir. Zweig’ın “Büyük Ustam” dediği Maksim Gorki’ye yolladığı ilk mektuptaki şu sözler, ona verdiği değeri kanıtlaması açısından önemlidir: “… Alman edebiyatında gerçeği böylesine güzel ele alan bir yazar yok… Sanat........
