menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kütüphane Haftası yaklaşırken: Türkiye’de kütüphaneciliği sevdiren bir isim neden çıkmıyor?

25 0
12.03.2026

Her yıl Mart ayının son günleri yaklaşırken Kütüphane Haftası yeniden gündeme gelir. Kütüphaneler konuşulur, kitap sevgisi üzerine birkaç güzel söz söylenir, raflar arasında dolaşan sessiz emek hatırlanır. Oysa kütüphanecilik, yalnızca yılda bir hafta hatırlanacak bir uğraş değil; kökleri insanlık tarihinin en eski dönemlerine uzanan, bilginin hafızasını taşıyan bir meslektir.Ne var ki bizim ülkemizde kütüphanecilik, değeri pek bilinmeyen mesleklerden biri olarak kalmaya devam eder. Gerçi değeri bilinen mesleklerin hâli de ortadadır; fakat yine de bazı alanların toplumda görünürlük kazanabildiğini inkâr edemeyiz.Mesela “tarih” denildiğinde akla ilk gelen isimlerden biri İlber Ortaylı’dır. “Sümerler” söz konusu olduğunda zihinler hemen Muazzez İlmiye Çığ’a giderdi. “Matematik” dediğimizde Cahit Arf’ı hatırlardık. “Jeoloji” dendiğinde ise çoğu kişinin aklına Celal Şengör gelir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Bazı alanlar, o alanın temsilcisi hâline gelen güçlü isimler sayesinde toplumun zihninde yer edinir; fakat konu kütüphaneciliğe geldiğinde tuhaf bir sessizlik oluşur. “Kütüphanecilik mi?” diye soran, hatta bu mesleği neredeyse görünmez sayan bir tavırla karşılaşırız çoğu zaman.Oysa popüler kültürün ya da popülizmin ilginç bir etkisi vardır: Bazı meslekler, o mesleğin içinden çıkan güçlü figürler sayesinde görünürlük kazanır.........

© Eğitim Ajansı