Öğrenci memnuniyeti?..
Ticaretin altın kuralı nasıl ki müşteri memnuniyeti ise eğitim ve öğretimin altın kuralı da öğrenci memnuniyetidir. Peki bunu yeterince dikkate aldık mı? Maalesef hayır. Alınsaydı böyle mi olurdu?
Eğitim sistemini öğrenci odaklı hale getirme yerine hep kendi doğrularımızı onlara dayattık. Sonuç? Gidişattan memnun olan yok gibi!
Peki yaşananlardan ders aldık mı, bu yönde bir değişim söz konusu olabilir mi?Çok zor…
Eğitimde ciddi sorunlarımız olduğunu dile getirmeyenmiz yok. Herkes de haklı ama bu sorunların hiç birisi çözülemez değil.
Asıl büyük sorun ne istediğimizi tam olarak bilmiyor olmamız.
“Nasıl bir eğitim istiyoruz?” konusunda toplumun ve özellikle de eğitimin tüm paydaşlarını memnun edecek ortak noktalar bulunsa gerisi gelecek ama bu konuda bile anlaşamıyoruz.
Bırakın öğrenci, öğretmen ve velileri, aynı iktidarların Milli Eğitim Bakanları bile kendi aralarında anlaşamıyor, birinin yaptığını diğeri bozuyor. YÖK ve üniversitelerde de durum farklı değil.
Düşünen, soran, sorgulayan nesiller istiyoruz söylemini dilimizden düşürmüyoruz ama farkındalık yaratan öğrencileri “Eski köye yeni adet getirme” diye anında susturuyoruz.
Eğitimle yaşam birbiriyle örtüşmesi gerekirken, eğitimin öncelikli görevlerinden birisi de yaşam kalitesini yükseltmek ve vatandaşlık bilincinin en düzeye çıkartmekten, bu değerler en basit sınav soruları kadar bile ciddiye alınmıyor.
“Gelenek ve görenekleri gibi, saygı, sevgi, hürmet kavramları da yok oldu” diyenlerin sayısı her geçen gün artıyor.
Bu noktaya bir günde gelinmedi daha da vahimi bu çorbada tuzu olmayanımız var mı?..
Kaybettiğimiz değerleri yeniden kazanmak istiyorsak çuvaldızının en büyüğünü kendimize batırmalı, eleştirilerin en sert olanını da önce kendimize yöneltmeliyiz ve kendimize ısrarla şu soruyu sormalıyız:
Bu noktaya gelinceye ben bu konuda ne yaptım?..
