menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Maliye, huzur hakkı ve kâr payı dağıtımında izahat istiyor

9 0
01.04.2026

Bilindiği gibi, Maliye tara­fından son gün­lerde çok sayıda kişiye gönderilen mektuplarda; ki­şilerin banka ha­reketleri ve yük­sek harcamaları konusunda izahat istemeye başladı. Geçen hafta bu ko­nuyu yazmıştım bu hafta ise, izahat sırasında sorgulanan huzur hakkı ve kâr payı ko­nusunda dikkat edilecek hu­susları yazıyorum.

Şirket müdürleri ve yönetim kurulu üyelerinin kanunen bel­li sorumluluk ve yükümlülük­leri vardır. Bu kişilerin aldıkla­rı görevleri nedeniyle sorumlu­luk ve yükümlülükleri karşılığı belirlenen ücrete huzur hakkı denir. Ücret olarak vergilendi­rilen huzur hakkı, belli tutarı aşması halinde bir sonraki yıl yıllık gelir vergisi beyanname­siyle beyan edilmeli.

TTK ya göre; yönetim kurulu üyelerine, ana sözleşmede ak­sine hüküm bulunmadığı süre­ce, tutarı genel kurul kararıy­la belirlenmiş olmak şartıyla, toplantılara katılmaları kar­şılığında kendilerine yapıla­cak huzur hakkı ödemelerinin, mali mevzuata uyum açısından emsallerine uygun olması gere­kiyor.

Tasarruf sahiplerinin ser­mayelerinin ticaret ve sanayi­de değerlendirilmesi sonucu elde edilen kazancın kendile­rine dağıtılmasına kâr payı de­nir. Başka bir ifadeyle kâr payı, bir şirketin hisse senedi fiyatı doğrultusunda ne kadar ödeme yapıldığını yıllık olarak göste­ren bir menkul sermaye iradı­dır. Menkul sermaye iradı ola­rak tanımlanan ve belli bir tu­tarı aşması halinde bir sonraki yıl %50’si yıllık gelir vergisi be­yannamesiyle beyan edilmeli.

Huzur hakkı ve kâr payının karşılaştırılması

Her ikisi de genel kurul ka­rarıyla gerçekleşebilir. Avantaj veya dezavantajları karşılaştı­rıldığında aşağıdaki özellikler ortaya çıkmaktadır.

1)Huzur hakkı, limited şir­ketlerde müdürlere, anonim şirketlerde ise yönetim kurulu üyelerine verilir. Kâr payı ise, tüm ortaklara veya hissedarla­ra verilir.

2) Huzur hakkı şirketlerde gider yazılır. Kâr payı ise gider yazılmaz.

3) Huzur hakkı ücret niteli­ğinde olduğu için gelir vergisi stopajına tabidir. Kâr payı ise, menkul sermaye iradı olduğun­dan yıllık gelir vergisi beyanına tabidir.

4) Huzur hakkı için şirketin kar elde edip etmediğine bakıl­maz. Kâr payında ise, şirketin kâr etmiş olması gerekir.

5) Huzur hakkı ücret sayıldı­ğından, geçerli asgari ücret ka­darı vergi dışı olup fazlası gelir vergisine tabidir. Kâr payında ise, %10 sabit stopaj ödenerek kalan net tutar hissedara ödenir.

6) Huzur hakkı ücret sayıl­dığından, tek işverenden alı­nan ve yıllık tutarı (2026 yı­lı) 5.300.000 TL’yi aşmıyorsa ayrıca yıllık beyanname veril­mez. Kâr payında ise, yıllık tu­tar (2026 yıl) 400.000 TL’yi aşmıyorsa ayrıca yıllık beyan­name verilmez.

Değerlendirme ve sonuç

Huzur hakkı mı, kâr payı mı? sıkça sorulan soruların başında gelmekte. Vergi mevzuatının mükelleflere tanımış olduğu bazı kanuni hakların kullanıl­ması sonucu vergi planlama­sı yapmak veya vergi yükünü azaltmak gibi çalışmalar mü­kelleflerin lehine bazı olumlu sonuçlar doğurabilmektedir. Huzur hakkı ve kâr payı uygu­lamasında doğru karar verebil­mek için bu iki konunun vergi maliyetini karşılaştırmak ge­rekir. Yazımız içeriğinde yap­tığımız karşılaştırmada da an­laşıldığı üzere; müdürlere ve yönetim kurulu üyelerine öde­necek huzur hakkı bir ücret olup mevcut mevzuat gereği as­gari ücreti aşan kısmı vergilen­dirilir ve brüt tutarın tamamı aynı zamanda gider yazılarak kurum kazancından indirilmek suretiyle daha az kurumlar ver­gisi ödenir.

Şirket ortaklarına ödene­cek kâr payında ise, ödeme es­nasında %15 stopaja kesintisi sonrası kalan tutar hak sahibi­ne ödenir. Ayrıca, kâr payı el­de eden hak sahibi brüt tutarın %50’sini yıllık beyannameyle menkul sermaye iradı olarak beyan ederek hesaplanan gelir vergisini kendisi öder. Bu şe­kilde yapılan kâr payı ödemesi aynı zamanda şirket açısından gider olarak dikkate alınmaz.

Uygulamada çoğu şirket­lerin hiç kâr payı dağıtmadı­ğı, yöneticilerine huzur hak­kı ödemediği görülmekte. Bu durum, son günlerde Maliye tarafından kendilerine “izaha davet” yazısı giden şirketleri veya şirket ortalarını zor du­rumda bırakmakta. Örneğin; son üç yılda hiç kâr payı ve­ya huzur hakkı almayan, gelir vergisi beyanında bulunma­yan bir şirket ortağının yüksek harcama yaptığı, lüks araçlar aldığı Maliye tarafından tespit edilerek kendileri izaha davet edilmekte.

Sonuç itibariyle; mevcut vergi mevzuatımıza göre yapı­lan teknik hesaplara göre, mü­dürlere veya yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödeme­sinin kâr payı dağıtmaya göre şirketler açısından daha avan­tajlı olduğu görülüyor. Ancak, vergi denetimlerinde veya iza­ha davet konularda, kişilerin gelirlerini izah etmede kar dağıtımı ve huzur hakkı öde­mesi yapılmış olması halinde, iki uygulama da faydalı görül­mekte ve olumlu sonuçlar do­ğurabilmektedir.


© Dünya