Dikkat! İhracatta AB pazarı risk altında ve Hindistan tehdidi
Küresel ticaret yeni bir eşik noktasında
2026 itibarıyla dünya ticaret düzeni 1995–2015 dönemindeki küreselleşme ivmesinden oldukça farklı bir yapıya evrilmiş durumda. Jeopolitik gerilimler, enerji dönüşümü, tedarik zinciri güvenliği, karbon düzenlemeleri ve bölgesel ticaret bloklarının güçlenmesi; ülkelerin ihracat stratejilerini yeniden tanımlamalarını zorunlu kılıyor.
Türkiye açısından bu dönüşüm iki temel eksende şekilleniyor:
Avrupa Birliği ile ticaret koşullarının değişimi
Hindistan’ın yükselen küresel rolü ve AB–Hindistan ticaret müzakereleri
Bu iki gelişme, Türkiye’nin hem geleneksel ihracat modelini hem de orta vadeli sanayi politikasını doğrudan etkileyecek nitelikte.
2 Türkiye–AB ticaretinin tarihsel seyri
2.1. Gümrük Birliği ve yapısal bağımlılık
Türkiye 1996 yılında AB ile Gümrük Birliği’ne girdi. Bu adım, Türkiye’yi sanayi mallarında AB ile entegre etti.
Son 25 yılda AB’nin payı V’dan B’ye gerilemiş olsa da hâlâ Türkiye’nin en büyük pazarıdır.
3 Avrupa Birliği’nde yeni ticaret rejimi
3.1. Sınırda karbon düzenleme mekanizması (CBAM)
2026 itibarıyla AB, karbon yoğun ürünlere sınırda karbon vergisi uygulamaya başladı.
İlk etapta kapsanan sektörler:
2023’te Türkiye’nin AB’ye demir-çelik ihracatı yaklaşık 8 milyar dolar düzeyindeydi.
Karbon yoğun üretim devam ederse ton başına 50–90 Euro arasında ek maliyet oluşabilir.
Bu, marjları %5–15 arasında düşürebilir.
3.2. Yeşil mutabakatın tedarik zinciri etkisi
AB artık sadece ürünün kendisine değil:
-Tedarik zinciri şeffaflığına
Fırsat: Yeşil üretime geçen firmalar için pazar avantajı
Risk: Dönüşüm yapmayanlar için dışlanma
4 Hindistan faktörü: Yeni küresel oyuncu
4.1. Hindistan’ın yükselişi
-Hindistan GSYH: 4 trilyon $
-Üretim teşvik programı (PLI): 26 sektör
Hindistan, Çin’e alternatif üretim merkezi olarak konumlanıyor.
4.2.........
