menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Matematiksel bir sanat yaratıcısını anlatmak

64 0
15.08.2026

Sanat konuşmak için en uygun zamanlardan biri. Sanat bir nevi hayata bakmak gibi. Nefes almamızı sağlıyor gibi düşünün. Ben de bu yazımda Türk sanatının en ilham verici ressamlarımdan Prof. İsmail Ateş’i anlatacağım. Maksat da sanatı çözümlemek, sanat okuma becerisi geliştirmek. Başlayalım…

Şunu açıkça ifade edebili­rim, abartılı olmaz. Sanat tarihinde geometri ile este­tik arasındaki köprüyü kuran na­dir yaratıcılardan biri olan İsmail Ateş, Türk soyut resminde kendi­ne özgü matematiksel bir dili yıl­lar içinde ustalıkla inşa etmiştir. Onun tuvalleri rastgele bir doku­nuşun değil; ölçülü, bilinçli ve ev­rensel bir düzen anlayışının ürü­nüdür. Form, renk, oran ve ritim; sanatçının elinde matematiksel bir titizlikle bir araya gelir ve izle­yiciyi sözlerin yetmediği bir tinsel sessizliğe davet eder.

Çok severim bu tanımlamayı; Johann Gottlieb Fichte’nin “bil­ginin yapıta dönüştürülmesi” ola­rak tanımladığı ilke, Ateş’in sanat anlayışının özüyle örtüşmekte­dir. Sanatçı bilgiyi; geometriden, kuantum fiziğinden, mistikten ve doğadan süzgeçten geçirerek tu­vale taşır. Bu nedenle onun yapıt­ları ne saf bir sezginin kaydıdır, ne de soğuk bir teknik egzersizin so­nucu: İkisinin mükemmel sente­zini oluşturmaktadırlar.

Altin oran, Phi geometrisi ve zamansızlık

Özel olduğunu düşündüğüm bir tespitte bulunayım; Ateş’in este­tiğinin temelinde Phi geometri­si yatar. Phi, zamansızdır; daima formun hem içinde hem dışın­dadır. Sanatçı tuvale her yaklaş­tığında bu ilkeden hareket eder: Komposizyonun bütününde oran ve denge, matematiksel sezgi ara­cılığıyla kurulur. Biçimleri mili­metrik bir tartıyla seçen Ateş, renk uygulamasında da aynı ma­tematiksel titizliği sergiler. Bu yaklaşım, yapıtlarına kalıcı bir “mimari kesinlik” kazandırır.

Sanatçının çalışmasına emb­riyonik bir noktadan başlaması, Phi’nin matematiksel mantığıy­la örtüşmektedir: Tuvalde yüze­yin bölünmesi, merkezlerin çev­resinde çoğalma, etkin katman­ların oluşturulması ve hafif bir apokalips ile kompozisyonun belirmesi; hepsinde altın oranın spiralli büyüme mantığı işler. Şe­kil üçten dörtgene, dörtgenden şeride, şerit noktaya, nokta ise sonsuzluğa uzanır.

Fraktallar ve doğanın geometrik kodu

Biraz da geometrik kalıplardan söz edeyim. Benoit Mandelbrot’un fraktal teorisi, Ateş’in sanatsal bi­çemiyle şaşırtıcı bir örtüşme ser­giler. Fraktallar, pürüz ve düzen­sizliğin içinde var olan matema­tiksel düzeni betimler; küçük ölçekteki yapı büyük ölçeği yan­sıtır, parça bütünü içerir. Ateş’in tuvalleri de benzer bir iç tutarlı­lıkla kurgulanmıştır: Bir köşedeki küçük üçgen, tüm kompozisyonun geometrik mantığının minyatür yansıması gibi davranır.

Vaclav Sierpinski’nin kendi so­yadını verdiği Sierpinski üçge­ni de Ateş’in sanatsal biçemiy­le doğal bir........

© Dünya