menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kim durduracak?

20 0
05.03.2026

Soğuk Savaş sonrası oluşan ortam kutuplu yapının devam etmeyeceği yönünde bir ka­nı oluşturmuştu. Sistemin kutupluluktan ziya­de çok merkezli bir yapıya oturacağı, ekonomik, siyasi ve askeri merkezlerin oluşacağı düşünce­sindeydim.

Çin’in ve AB’nin önemli ekonomik merkez­lerden olacağını, ABD ve Rusya’nın ise en büyük askeri merkezler olarak sistemin içerisinde yer alacağını düşünmüştüm.

Öngöremediğim konu askeri üstünlüğün siya­si ve ekonomik merkezlere bu kadar baskın ola­cağıydı. Trump’ın iktidarı dünyayı “tek kutuplu” bir yapıya sürüklüyor. ABD ve İsrail, çıkarları için her türlü güç kullanımını serbest hale getir­diler. Bunun için uluslararası hukuk ölüme terk edildi. BM’nin etkisiz yapısı tamamen diskalifi­ye edildi. ABD, tüm dünyada, eskilerin tabiriyle “at koşturur” hale geldi.

Rusya, Çin ve AB nerede?

Soğuk Savaş döneminde dünyayı rahatlatan şey ABD ve SSCB’nin birbirini dengeleyen stra­tejileriydi. Bir yerde bir sorun çıktığında genel­likle sorunun kökeninde iki gücün birinin çıka­rına olmayan gelişmelere verdiği tepki olurdu. Sonrasında sorun iki gücün anlaşmasıyla çözü­lür, ulaşılan çözüm BM üzerinden tüm dünyaya kabul ettirilirdi. Sistemin hegemonik olması ge­nel bir rahatlık yaratırdı.

Bugün ABD’nin karşısına çıkabilecek iki güç tanımlanabilir. Biri Rusya diğeri Çin. İkisi de or­tada yok. Medvedev olmasa Rusya’dan neredey­se tepki yok. Rusya Ukrayna savaşıyla elini aya­ğını uluslararası sistemden çekmiş durumda. Trump’ın Rusya’nın istediği sonuca yakın pozis­yon alması Rusya adına tepkisizliğin ana nedeni.

Trump, Rusya’yı Ukrayna’da kilitlerken Orta­doğu’yu rahatça şekillendiriyor. Bugün Ukray­na ile meşgul olmayan bir Rusya olsaydı Suriye, Gazze ve İran’a yönelik ABD-İsrail hamleleri bu kadar rahat gelişemezdi.

Çin tüm dış politikasını bölgesel sorunlarına ve ekonomi politikalarına bağlamış durumda. Dünyada birçok kişi Çin’i geleceğin süper gücü olarak görüyor ya da görüyordu. Çin’in strateji­lerini çalışmaya başladığımda yıl 1996’ydı. Li­sansüstü tezlerimin ikisi de Çin üzerine. Ulus­lararası gelişmelere yalnızca ekonomik baka­mazsınız. Bakarsanız, olaylara yönelik siyasi ve askeri iradeniz hep ekonomiye dayanır ve kulla­namazsınız.

Çin, tam da bunu yaşıyor. Batıyla olan ekono­mik ilişkisi siyasi iradesini kullanmaya müsaa­de etmiyor. Çin, bu stratejiyi değiştirmezse, kısa ve orta vadede küresel bir güç olamaz, uzak vade ise çok uzak.

AB’yi yazıp, yazmamakta kararsız kaldım. İs­panya hariç hiçbir AB ülkesi ABD ve İsrail’in tek taraflı askerî harekâtını ve harekatın uluslarara­sı hukuka aykırılığını dile getirmedi. AB için ku­rulduğundan beri en zayıf dönemini yaşıyor de­sek abartmayız.

ABD halkı durdurabilir

Yazının başlığına dönecek olursak. ABD’yi kim durduracak? Bu güçlerin hiçbiri bunu yapa­bilecek iradeye sahip değil. Dünya giderek sıra kime gelecek tedirginliği içerisinde. ABD’de Ka­sım ayında yapılacak seçimlerde Trump’ın Tem­silciler Meclisi ve Senato’da çoğunluğu kaybet­mesi tüm dünya adına önem taşımaya başladı. Çoğunluğu kaybeden bir Trump durdurulabilir mi? Bu bir kesinlik içermese de en azından bir frenleme sağlayabilir. Keza biz bunu Trump’ın ilk döneminde gördük.

Bunun yanında ABD halkı İsrail’in ABD üze­rinde bu kadar etkin olmasından rahatsız. İsra­il’in Gazze’de yaptıkları genç nesil tarafından kabul edilmiyor. İsrail’in her isteğinin ABD yö­netimince dikkate alınması ve uygulanması Trump’a oy veren Müslüman kitlelerde bir dö­nüşüm sağlıyor. Bir de göçmen politikaları ne­deniyle kaybedilen göçmen oyları var. Bunun yanında bu bağlılığı Trump’ın Epstein ile olan ilişkisiyle de açıklamaya çalışan bir kesimi de unutmamak lazım.

Ne diyelim! Allah, 26 Kasım tarihine kadar, tüm dünyaya sabır versin…


© Dünya