Kim durduracak?
Soğuk Savaş sonrası oluşan ortam kutuplu yapının devam etmeyeceği yönünde bir kanı oluşturmuştu. Sistemin kutupluluktan ziyade çok merkezli bir yapıya oturacağı, ekonomik, siyasi ve askeri merkezlerin oluşacağı düşüncesindeydim.
Çin’in ve AB’nin önemli ekonomik merkezlerden olacağını, ABD ve Rusya’nın ise en büyük askeri merkezler olarak sistemin içerisinde yer alacağını düşünmüştüm.
Öngöremediğim konu askeri üstünlüğün siyasi ve ekonomik merkezlere bu kadar baskın olacağıydı. Trump’ın iktidarı dünyayı “tek kutuplu” bir yapıya sürüklüyor. ABD ve İsrail, çıkarları için her türlü güç kullanımını serbest hale getirdiler. Bunun için uluslararası hukuk ölüme terk edildi. BM’nin etkisiz yapısı tamamen diskalifiye edildi. ABD, tüm dünyada, eskilerin tabiriyle “at koşturur” hale geldi.
Rusya, Çin ve AB nerede?
Soğuk Savaş döneminde dünyayı rahatlatan şey ABD ve SSCB’nin birbirini dengeleyen stratejileriydi. Bir yerde bir sorun çıktığında genellikle sorunun kökeninde iki gücün birinin çıkarına olmayan gelişmelere verdiği tepki olurdu. Sonrasında sorun iki gücün anlaşmasıyla çözülür, ulaşılan çözüm BM üzerinden tüm dünyaya kabul ettirilirdi. Sistemin hegemonik olması genel bir rahatlık yaratırdı.
Bugün ABD’nin karşısına çıkabilecek iki güç tanımlanabilir. Biri Rusya diğeri Çin. İkisi de ortada yok. Medvedev olmasa Rusya’dan neredeyse tepki yok. Rusya Ukrayna savaşıyla elini ayağını uluslararası sistemden çekmiş durumda. Trump’ın Rusya’nın istediği sonuca yakın pozisyon alması Rusya adına tepkisizliğin ana nedeni.
Trump, Rusya’yı Ukrayna’da kilitlerken Ortadoğu’yu rahatça şekillendiriyor. Bugün Ukrayna ile meşgul olmayan bir Rusya olsaydı Suriye, Gazze ve İran’a yönelik ABD-İsrail hamleleri bu kadar rahat gelişemezdi.
Çin tüm dış politikasını bölgesel sorunlarına ve ekonomi politikalarına bağlamış durumda. Dünyada birçok kişi Çin’i geleceğin süper gücü olarak görüyor ya da görüyordu. Çin’in stratejilerini çalışmaya başladığımda yıl 1996’ydı. Lisansüstü tezlerimin ikisi de Çin üzerine. Uluslararası gelişmelere yalnızca ekonomik bakamazsınız. Bakarsanız, olaylara yönelik siyasi ve askeri iradeniz hep ekonomiye dayanır ve kullanamazsınız.
Çin, tam da bunu yaşıyor. Batıyla olan ekonomik ilişkisi siyasi iradesini kullanmaya müsaade etmiyor. Çin, bu stratejiyi değiştirmezse, kısa ve orta vadede küresel bir güç olamaz, uzak vade ise çok uzak.
AB’yi yazıp, yazmamakta kararsız kaldım. İspanya hariç hiçbir AB ülkesi ABD ve İsrail’in tek taraflı askerî harekâtını ve harekatın uluslararası hukuka aykırılığını dile getirmedi. AB için kurulduğundan beri en zayıf dönemini yaşıyor desek abartmayız.
ABD halkı durdurabilir
Yazının başlığına dönecek olursak. ABD’yi kim durduracak? Bu güçlerin hiçbiri bunu yapabilecek iradeye sahip değil. Dünya giderek sıra kime gelecek tedirginliği içerisinde. ABD’de Kasım ayında yapılacak seçimlerde Trump’ın Temsilciler Meclisi ve Senato’da çoğunluğu kaybetmesi tüm dünya adına önem taşımaya başladı. Çoğunluğu kaybeden bir Trump durdurulabilir mi? Bu bir kesinlik içermese de en azından bir frenleme sağlayabilir. Keza biz bunu Trump’ın ilk döneminde gördük.
Bunun yanında ABD halkı İsrail’in ABD üzerinde bu kadar etkin olmasından rahatsız. İsrail’in Gazze’de yaptıkları genç nesil tarafından kabul edilmiyor. İsrail’in her isteğinin ABD yönetimince dikkate alınması ve uygulanması Trump’a oy veren Müslüman kitlelerde bir dönüşüm sağlıyor. Bir de göçmen politikaları nedeniyle kaybedilen göçmen oyları var. Bunun yanında bu bağlılığı Trump’ın Epstein ile olan ilişkisiyle de açıklamaya çalışan bir kesimi de unutmamak lazım.
Ne diyelim! Allah, 26 Kasım tarihine kadar, tüm dünyaya sabır versin…
