menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Küresel faiz artışları ve gelişmekte olan ülkeler

22 0
25.09.2026

Bugün yaşadığımız enerji fiyat şoku­na ve verilen politika tepkisine tarihsel bir perspektiften bakmak faydalı olabilir. 1974 ve 1978 yıllarında ya­şanan petrol fiyatı ar­tışları tüm dünyada enflasyonist bir dalga yaratmıştı. ABD’de tü­ketici enflasyonu 1979 yılında ,3, 1980 yı­lında ,5 olarak gerçekleş­mişti. Bunun üzerine Fed’in ef­sane başkanı Paul Volcker sıkı para politikası uygulama baş­lamıştı. 1981 yılında ortalama Fed fonlama faizi ,1’e yük­seldi. 10 yıl vadeli ABD Hazi­nesi tahvilinin faizi ise ,8’e ulaşmıştı.

Petrol fiyatlarındaki artışın yarattığı petro-dolarlar ise ge­lişmekte olan ülkelere 1970ler boyunca borç olarak verilmiş­ti. Bir başka deyişle, gelişmek­te olan ülkelerin dış borç yükü bu dönemde artmıştı. Bu borç­ların yarısından fazlası değiş­ken faizliydi. ABD’de yaşanan faiz artışları bu ülkelerin borç ödemelerine doğrudan yansı­dı. 1982 yılında bu ülkelerin fa­iz ödemeleri ihracat gelirleri­nin @’ına ulaştı. Sonuç ola­rak gelişmekte olan ülkeler dış borç krizine girdi ve temerrüte düştü. Sonrası özellikle birçok Latin Amerika ekonomisinde hiper enflasyon ile sonuçlandı. Bu yazımızda ABD’de faiz oran­larında son dönemde görülen artışların gelişmekte olan eko­nomiler üzerindeki etkilerini 1980’ler deneyimi ışığında tar­tışacağız.

Gelişmiş ülkelerdeki faiz artışları gelişmekte olan ül­keleri üç ana kanaldan etki­liyor.

1.Faiz Kanalı: Gelişmekte olan ülkeler yurtdışından bir dayanak........

© Dünya