Büyüme ve enflasyon dinamikleri üzerine
2026 yılı birinci çeyrek GSYİH büyüme rakamları açıklandı. Buna göre Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde geçtiğimiz yıla göre %2.5, bir önceki çeyreğe göre %0.1 büyüdü.
Sektörler açısından baktığımızda sanayi sektörü haricinde diğer sektörlerin büyümeye pozitif katkı verdi. Tarım %4.6, İnşaat %3.2, hizmetler %3.5 büyürken sanayi %0.8 küçüldü. Harcamalar yöntemi ile hesapalanan milli gelir rakamlarına göre toplam tüketim %4.4, yatırımlar %3 artış gösterdi. İhracat .7, ithalat %2 daraldı. Bu veriler yurt içi talebin hala güçlü olduğu ve büyümenin temel kaynağı olmaya devam ettiğini gösteriyor.
Ekonomist Erkin Işık Dünya gazetesinde yayınlanan makalesinde önemli bir noktaya değindi. Ekonominin potansiyelinin altında büyüdüğü bir ortamda neden enflasyon düşmüyor? Çıktığı hesaplarımızda mı bir hata var? Ekonomideki yavaşlamanın fiyatlar üzerindeki etkisi daha sonra mı görülecek? Başka bir soru da; ekonomi potansiyelinin altında büyürken tüketim eğilimi nasıl oluyor da hala güçlü seyrediyor?
Bu soruların cevapları uzun tartışmalar gerektiriyor. Fakat bu yazımızda konuya farklı bir açıdan bakmak istiyoruz. Üzerinde durmak istediğimiz konu farklı servet birikimi kanallarının büyüme ve enflasyon üzerindeki etkileri.
Aşağıdaki grafik belli basitleştirme varsayımları yapılarak oluşturuldu. Buna göre, M2/GSYİH oranı TL ve döviz mevduatların milli gelire oranını temsil ediyor. M3/GSYİH oranı M2/GSYİH oranına para piyasası fonlarının eklenmiş hali. BIST100/GSYİH oranı Borsa İstanbul 100 endeksindeki şirketlerin piyasa değerinin milli gelire oranını temsil ediyor. Alternatif yatırım araçlarından bir tanesi de altın. Yastık altı altın........
