menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaş daha uzun sürerse

8 0
01.04.2026

Savaşın yarattığı belirsizlik piyasalarda fi­yatlama dengelerini ciddi şekilde bozdu. Bir ayı geride bırakmamıza rağmen gerilim halen yüksek ve yön konusunda da henüz net­lik yok. Savaşın sona erebileceğine dair açık­lamalar zaman zaman piyasalara nefes aldır­sa da, özellikle Trump cephesinden gelen tu­tarsız mesajlar güveni kalıcı şekilde zedeliyor.

Bu belirsizlik ortamında Brent petrol fiyatı kı­sa sürede 70 dolardan 116 dolara yükseldi. İlk etapta bu hareketin enflasyon ve büyüme üze­rindeki etkilerini, hatta stagflasyon riskini bi­le tartıştık. Ancak gelinen noktada açıkça gö­rülüyor ki, mesele artık sadece petrol fiyatla­rıyla sınırlı değil.

Dünya yeni bir gıda enflasyonuna doğru sürükleniyor…

Küresel raporlara göre 2025 itibarıyla Hür­müz hattı üzerinden günlük yaklaşık 20 mil­yon varil petrol ve petrol türevi taşındığını, bunun da küresel petrol tüketiminin yaklaşık %20’sine denk geldiğini artık biliyoruz. Ben­zer bir senaryo LNG tarafında da mevcut ve yaklaşık %20’den fazlası yine bu geçiş noktası­na bağlı.

Çoğu sanayi işletmesi için petrokim­ya ürünleri temel girdiler arasında. Bu tedari­kin kesintiye uğraması, sadece fiyat kırılgan­lığı değil, aynı zamanda üretim kapasitelerini de tehdit edecek unsurlar arasında. Bu süreç­te yaşanan arz kesintileri ister istemez ülkele­ri Rusya gibi farklı tedarikçi ülkelerin kapısı­nı çalmaya sevk ediyor. Hatta Rusya yaptırım­larının askıya alınması bu savaşın Rusya için adeta bir fırsat olabileceğinin de altını çiziyor.

Ancak Hürmüz hattı sadece petrol ya da LNG ile okunamaz. Küresel enflasyonun ana bileşenlerini besleyen çok sayıda ürün gru­bu için de bir arz riski söz konusu. Uluslara­rası Gübre Birliği (IFA) verilerine göre Hür­müz’den küresel üre ticaretinin yaklaşık %34’ü, amonyak ticaretinin %23’ü ve kükürt ticaretinin yaklaşık %50’si taşınıyor.

Bu ürün­ler tarımda topraktan daha yüksek verim alın­masını sağlayarak birim maliyetleri düşüren ve üretimin sürdürülebilirliğini destekleyen önemli girdiler. Bu nedenle bu kanalda yaşa­nacak bir aksama, enerji fiyatlarından fark­lı olarak geçmiş dönemki veri tecrübeleriyle yaklaşık bir çeyrek dönem gecikmeli ama daha kalıcı bir şekilde gıda enflasyonu olarak karşı­mıza çıkabilir.

Özellikle Hindistan, Çin ve Gü­neydoğu Asya olmak üzere tarım üretimi yük­sek ülkelerin de bu ürünleri bu rotayı kullana­rak tedarik ettiğini de not etmekte fayda var. Özetle, Hürmüz enflasyon görünümü için ki­lit bir öneme sahip. Petrol tarafında anlık fiyat dalgalanmaları kısa vadede piyasaların risk al­gısını tırmandırsa da birkaç ay gecikmeli gele­cek olan gıda enflasyonunu da senaryolara da­hil etmek gerekiyor.

Türkiye’de durum . . .

Türkiye bu süreçte kontrollü bir politik duruş sergiliyor. Bölgesel gerilim sınır komşumuzda yaşanıyor olsa da, çatışma dışında kalabilmek çok önemli bir avantaj. Ancak savaşın bizim için de finansal ve makroekonomik etkileri kaçınıl­maz. Özellikle enflasyon görünümü ve faiz orta­mı ciddi bir risk altında. TCMB, yılın ilk enflas­yon raporunda yıl sonu tahminini %21’e revize etmiş ve petrol fiyatlarını ortalama 60,9 dolar varsaymıştı. Bugün ise bu varsayımdan olduk­ça uzak bir noktadayız. Türkiye’nin yıllık 60–65 milyar dolarlık enerji ithalatı dikkate alındığın­da, petrol fiyatlarında kalıcı her 10 dolarlık artı­şın cari dengeye de ayrıca 4–5 milyar dolarlık ek yük getirme riski bulunuyor.

Şanslıyız ki rezervlerin kuvvetli olduğu bir dönemde buna yakalandık…

Bu süreçte MB rezervlerini de ayrıca değer­lendirmek gerekir. Son haftalarda yabancı çı­kışı ve altın fiyatlarındaki gerilemeyle birlik­te yaklaşık 36–37 milyar dolarlık rezerv de­ğişimi dikkat çekiyor. Bu durum küresel risk iştahındaki düşüşün Türkiye’ye de yansıdığı­nı gösteriyor. Şanslıyız ki rezervlerin oldukça kuvvetli olduğu bir dönemde buna yakalandık. Ancak sadece rezervlere yüklenerek kur den­gesini sağlamak da çok mümkün görünmü­yor. İster istemez, TCMB için yeniden para­sal sıkılaşma politikaları kapının önünde gi­bi.

Özetle, savaşın daha uzun sürmesi konuyu geçici bir dalga olmanın ötesine taşıyor. Tür­kiye’nin de bir süredir ılımlı seyreden enflas­yon, cari açık ve büyüme gibi makro gösterge­leri için mevcut politikaların gözden geçiri­leceği bir dönemi yaşayacağız. Enerji ve gıda maliyetleri arttıkça bu yük daha da belirginle­şecek. Mesela bu cuma Mart ayı enflasyon ve­risi açıklanacak. Bu veriye savaşın etkisi he­nüz sınırlı yansıyacak. Olumsuz senaryoların devamı halinde nisan ve mayıs enflasyonları daha büyük risk taşıyor.


© Dünya