Savaş daha uzun sürerse
Savaşın yarattığı belirsizlik piyasalarda fiyatlama dengelerini ciddi şekilde bozdu. Bir ayı geride bırakmamıza rağmen gerilim halen yüksek ve yön konusunda da henüz netlik yok. Savaşın sona erebileceğine dair açıklamalar zaman zaman piyasalara nefes aldırsa da, özellikle Trump cephesinden gelen tutarsız mesajlar güveni kalıcı şekilde zedeliyor.
Bu belirsizlik ortamında Brent petrol fiyatı kısa sürede 70 dolardan 116 dolara yükseldi. İlk etapta bu hareketin enflasyon ve büyüme üzerindeki etkilerini, hatta stagflasyon riskini bile tartıştık. Ancak gelinen noktada açıkça görülüyor ki, mesele artık sadece petrol fiyatlarıyla sınırlı değil.
Dünya yeni bir gıda enflasyonuna doğru sürükleniyor…
Küresel raporlara göre 2025 itibarıyla Hürmüz hattı üzerinden günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol ve petrol türevi taşındığını, bunun da küresel petrol tüketiminin yaklaşık %20’sine denk geldiğini artık biliyoruz. Benzer bir senaryo LNG tarafında da mevcut ve yaklaşık %20’den fazlası yine bu geçiş noktasına bağlı.
Çoğu sanayi işletmesi için petrokimya ürünleri temel girdiler arasında. Bu tedarikin kesintiye uğraması, sadece fiyat kırılganlığı değil, aynı zamanda üretim kapasitelerini de tehdit edecek unsurlar arasında. Bu süreçte yaşanan arz kesintileri ister istemez ülkeleri Rusya gibi farklı tedarikçi ülkelerin kapısını çalmaya sevk ediyor. Hatta Rusya yaptırımlarının askıya alınması bu savaşın Rusya için adeta bir fırsat olabileceğinin de altını çiziyor.
Ancak Hürmüz hattı sadece petrol ya da LNG ile okunamaz. Küresel enflasyonun ana bileşenlerini besleyen çok sayıda ürün grubu için de bir arz riski söz konusu. Uluslararası Gübre Birliği (IFA) verilerine göre Hürmüz’den küresel üre ticaretinin yaklaşık %34’ü, amonyak ticaretinin %23’ü ve kükürt ticaretinin yaklaşık %50’si taşınıyor.
Bu ürünler tarımda topraktan daha yüksek verim alınmasını sağlayarak birim maliyetleri düşüren ve üretimin sürdürülebilirliğini destekleyen önemli girdiler. Bu nedenle bu kanalda yaşanacak bir aksama, enerji fiyatlarından farklı olarak geçmiş dönemki veri tecrübeleriyle yaklaşık bir çeyrek dönem gecikmeli ama daha kalıcı bir şekilde gıda enflasyonu olarak karşımıza çıkabilir.
Özellikle Hindistan, Çin ve Güneydoğu Asya olmak üzere tarım üretimi yüksek ülkelerin de bu ürünleri bu rotayı kullanarak tedarik ettiğini de not etmekte fayda var. Özetle, Hürmüz enflasyon görünümü için kilit bir öneme sahip. Petrol tarafında anlık fiyat dalgalanmaları kısa vadede piyasaların risk algısını tırmandırsa da birkaç ay gecikmeli gelecek olan gıda enflasyonunu da senaryolara dahil etmek gerekiyor.
Türkiye’de durum . . .
Türkiye bu süreçte kontrollü bir politik duruş sergiliyor. Bölgesel gerilim sınır komşumuzda yaşanıyor olsa da, çatışma dışında kalabilmek çok önemli bir avantaj. Ancak savaşın bizim için de finansal ve makroekonomik etkileri kaçınılmaz. Özellikle enflasyon görünümü ve faiz ortamı ciddi bir risk altında. TCMB, yılın ilk enflasyon raporunda yıl sonu tahminini %21’e revize etmiş ve petrol fiyatlarını ortalama 60,9 dolar varsaymıştı. Bugün ise bu varsayımdan oldukça uzak bir noktadayız. Türkiye’nin yıllık 60–65 milyar dolarlık enerji ithalatı dikkate alındığında, petrol fiyatlarında kalıcı her 10 dolarlık artışın cari dengeye de ayrıca 4–5 milyar dolarlık ek yük getirme riski bulunuyor.
Şanslıyız ki rezervlerin kuvvetli olduğu bir dönemde buna yakalandık…
Bu süreçte MB rezervlerini de ayrıca değerlendirmek gerekir. Son haftalarda yabancı çıkışı ve altın fiyatlarındaki gerilemeyle birlikte yaklaşık 36–37 milyar dolarlık rezerv değişimi dikkat çekiyor. Bu durum küresel risk iştahındaki düşüşün Türkiye’ye de yansıdığını gösteriyor. Şanslıyız ki rezervlerin oldukça kuvvetli olduğu bir dönemde buna yakalandık. Ancak sadece rezervlere yüklenerek kur dengesini sağlamak da çok mümkün görünmüyor. İster istemez, TCMB için yeniden parasal sıkılaşma politikaları kapının önünde gibi.
Özetle, savaşın daha uzun sürmesi konuyu geçici bir dalga olmanın ötesine taşıyor. Türkiye’nin de bir süredir ılımlı seyreden enflasyon, cari açık ve büyüme gibi makro göstergeleri için mevcut politikaların gözden geçirileceği bir dönemi yaşayacağız. Enerji ve gıda maliyetleri arttıkça bu yük daha da belirginleşecek. Mesela bu cuma Mart ayı enflasyon verisi açıklanacak. Bu veriye savaşın etkisi henüz sınırlı yansıyacak. Olumsuz senaryoların devamı halinde nisan ve mayıs enflasyonları daha büyük risk taşıyor.
