menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Caydırıcılığın sonu

26 0
31.08.2026

Uluslararası ilişkiler eğitimi alan herkes “caydırıcılık” kavramı­nın Soğuk Savaş döne­minin askeri ve siyasi mimarisinin temel di­reklerinden birisi oldu­ğunu bilir. Teoriye göre, II. Dünya Savaşı’nın ar­dından yükselen ve nük­leer kapasiteye sahip iki başat aktörün birbirleri­ni defalarca yok edebilecek bir gü­ce ulaşmalarına rağmen sıcak bir çatışmaya girmemelerinin sebebi “Karşılıklı Mahvedebilme Kapasi­tesidir”(MAD). Nitekim 1945’ten itibaren sürdürülebilen küresel sa­vaşsız bir dünya sisteminin denge­si buna dayalıdır.

Herkes bilir ki ne ABD ne de Rus­ya barışa aşıktır. Ancak küresel bir savaşın yaratabileceği tahribatın büyüklüğü ve maliyetinin baş edi­lemezliği, karşılıklı tehdit düzeyini bir dengeleme ve caydırma unsu­runa dönüştürmüştür. Paradoksal bir biçimde küresel sistemin sür­dürülebilmesi, onu tamamen yok edebilecek silahların varlığı saye­sinde mümkün hale gelmiştir. Si­lahların kullanılmasını yine silah­ların çoğalması ve tahrip kapasite­lerinin artması sağlamaktadır.

Esasen “caydırıcılık” dediğimiz şeyin, güvenliği ve istikrarı sağla­madaki etkisi Antik çağlardan be­ri bilinen bir gerçekti. Sun Tzu’nun binlerce yıl önce anlattığı Savaş Sanatı, düşmana daha savaşma­dan boyun eğdirilmesini en üstün savaş biçimi olarak tanımlıyordu. Ona göre mükemmelliğin zirvesi yüz savaşta yüz zafer kazanmak­tansa, rakibinin iradesini savaş­maya gerek kalmadan kırabilmek­ti. Yani savaşın psikolojik zeminde kazanılması, fiili cephede kazanıl­masından daha önemliydi.

Savaşmadan sonuç alma, ya­ni karşı tarafı direnişten caydır­ma fikri İslam fetih hukukunda da önemliydi. Halil İnalcık hocamı­zın İstanbul’un fethi üzerine yaz­dığı ve Galata halkının İstanbul’un diğer yerlerinden farklı muamele görmesinin nedenlerini anlattığı eserinde belirttiği gibi, fetihte iki ayrı durum söz konusuydu. Sulhen ve Anveten fetih kavramları üze­rinden yapılandırılan anlayış, kar­şı tarafa henüz savaşmadan da bir çıkış kapısı bırakıyordu. Direnme­den teslim olan şehirler ve halklar, canlarını mallarını ve belli hakla­rını koruyabilirken, direnen ve si­lahla fethedilen yerlerde ise farklı bir rejim uygulanıyordu. Caydırıcı­lığın eski bir formu olarak da........

© Dünya