İklim krizinin yeni yüzü: Risk ekonomisi
Türkiye'de ve Avrupa'daki yangınları yaz aylarında karşılaştığımız üzücü görüntüler olarak değerlendirmek doğru değil. Bu yangınlar, yeni bir ekonomik düzenin habercisi. İklim krizinin etkileri çevre sayfalarının konusu olmaktan çıktı; yatırım kararlarını, ticaret politikalarını ve uluslararası rekabeti yeniden şekillendiriyor.
Avrupa bir kez daha alevlerle mücadele ediyor. Fransa'nın güneybatısında, İspanya'nın farklı bölgelerinde ve Akdeniz havzasının birçok noktasında çıkan orman yangınları nedeniyle binlerce kişi tahliye edilirken, ulaşım ağları aksıyor, tarımsal üretim zarar görüyor ve turizm sezonunun en yoğun döneminde ekonomik faaliyetler ciddi biçimde etkileniyor.
Bu tabloyu artık "olağanüstü" olarak tanımlamak ise giderek zorlaşıyor. Çünkü iklim krizinin en dikkat çekici sonucu, afetlerin büyüklüğünden çok, tekrar etme sıklığının artması. Bir zamanlar istisna olarak görülen olaylar, artık ekonomik ve toplumsal hayatın planlama parametrelerinden biri hâline geliyor.
Yaşananları bir çevre haberi olarak değerlendirmek, aslında büyük resmi gözden kaçırmak anlamına geliyor. Değişen, doğanın davranışı kadar ekonominin işleyişi. Daha doğrusu, ekonomik kararların üzerine kurulduğu risk anlayışı.
Uzun yıllar boyunca işletmeler yatırım kararlarını iş gücü maliyetine, enerji fiyatlarına, lojistik avantajlara ya da pazara yakınlığa göre şekillendirdi. Devletler de rekabet güçlerini büyük ölçüde bu değişkenler üzerinden inşa etti. Oysa bugün bunların yanına sessiz ama belirleyici yeni bir değişken eklendi: İklim riski.
Bu yeni dönemde bir fabrikanın nerede kurulacağı sorusu vergi avantajıyla cevaplanmıyor. O bölgenin su kaynaklarının geleceği, aşırı sıcaklıkların üretimi nasıl etkileyeceği, yangın veya kuraklık nedeniyle tedarik zincirinin kesintiye uğrama ihtimali artık yatırım kararlarının ayrılmaz bir parçası hâline geliyor. Başka bir ifadeyle, iklim değişikliği çevresel bir sorun olmanın çok ötesinde; sermayenin yönünü değiştiren ekonomik bir değişken olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle iklim verileri artık meteoroloji raporlarının yanı sıra yatırım komitelerinin, yönetim kurullarının ve strateji toplantılarının da gündeminde yer alıyor.
Yeni rekabet, riski yönetebilme kapasitesinde yaşanacak
İş dünyasında son yıllarda sıkça kullanılan "dirençlilik" kavramı tam da bu dönüşümün sonucu olarak öne çıkıyor. Eskiden kurumların dayanıklılığı daha çok finansal........
