menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Uygun fiyatlı konut arayışında dünyadan yedi yenilikçi model

34 0
19.02.2026

Kentler sadece büyümüyor, dönüşüyor. Dönüşür­ken de yeni sorularla bizi yüzleştiriyor…Kim ne­rede yaşayacak? Hangi gelir grubunun hangi mahalle­de konut hakkı olacak?

Bu sorular, teknik bir planlama meselesi gibi görünse de gerçekte çok daha temel bir şeyi sorguluyor. Dünyadaki uygulamaları değerlendir­diğimizde, Türkiye’de konut tartışmasını bu perspek­tiften yeniden kurmak için de, yedi farklı model üze­rinden bir düşünme egzersizi yapmak mümkün.

Mülkiyette kolektiflik: Kooperatif konutlar

Amerika Birleşik Devletleri’nde 1920’lerden bu ya­na uygulanan kooperatif modeli, mülkiyeti bireysel ol­maktan çıkarıp kolektif hale getiriyor. Konutta oturan kişi aynı zamanda yapının sahibi olan tüzel kişiliğin ortağı ve karar vericisi oluyor. Amaç kar değil, maliye­tin paylaşılması.

Bu model, özellikle yüksek arsa maliyetlerinin ko­nutu ulaşılamaz kıldığı büyük şehirlerde “birlikte sa­hiplik” fikrini güçlendiriyor. Türkiye’de de geçmişte bazen çok başarılı (hatta günümüzde modern koopera­tifçilik olarak da tanımlanan önce arsa ediniminin sağ­landığı, sonra yapının inşa edildiği) modelleri görmek mümkün. Bu tür uygulanmaların teşvik edilmesi, orta ve dar gelirlinin konut erişimini piyasa dışı mekaniz­malarla çözmek için alternatif bir yol olabilir.

Arsa kamuda, yapı vatandaşta: Topluluk arazi fonları (Community Land Trust)

Topluluk Arazi Fonları modeli, konutun üzerinde­ki binayı kullanıcıya devrederken, arsa mülkiyetini kamuya veya kar amacı gütmeyen bir topluluk fonu­na bırakıyor. Böylece konutun piyasa değerinin artma­sı durumunda dahi, o evin uygun fiyatlı olarak kalması güvence altına alınıyor. İstanbul gibi, arsa........

© Dünya