menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye için yeni bir konut erişim modeli

12 0
29.01.2026

Konut piyasasında uzun süredir tartışılan me­selelerden biri, hem yatırımcıya güvenli bir getiri sağlamak hem de kiracıya mülkiyet yolunu açabilmek. Türkiye’nin mevcut finansman mo­dellerinde yatırımcı ile kullanıcı arasındaki köp­rü çoğu zaman kurulamıyor.

Oysa dünyada giderek yaygınlaşan hibrit mo­deller, bu köprüyü kurmakla kalmıyor; aynı za­manda sosyal etkiyi de piyasa mantığıyla bütün­leştiriyor. “Kira Birikimli Tapu” yaklaşımı, as­lında iki farklı sistemin birleşiminden oluşuyor: “Rent-to-Own” ve “Shared Ownership.” Bir yan­dan kiracıya kira öderken mülkiyet kazanma im­kanı veriyor, diğer yandan yatırımcıya da erken çıkış, kira geliri ve sermaye kazancı sunuyor. Üs­telik bu model, atıl bırakılan payları yeniden pi­yasaya kazandırarak sistemin verimliliğini artı­rıyor.

Modelin işleyişi basit ama etkili: Projeye giren ilk iki yatırımcı, örneğin, toplam e payı üstle­niyor. Normalde geliştiricide kalan 5’lik bö­lüm ise pasif kalmak yerine yeni bir ürüne dönüş­türülüyor. Bu pay ya dış yatırımcılara satılıyor ya da doğrudan kiracıya kademeli sahiplik imka­nı sunuyor. Kiracı kira öderken aynı zamanda bu payı satın alıyor; süreç sonunda mülkün tamamı onun üzerine geçiyor. Böylece yatırımcı kazanı­yor, kiracı ev sahibi oluyor, şirket ise sosyal etki yaratan yeni bir ürünle farklılaşıyor.

Diğer taraftan, bugün bu tür hibrit modellerin önünde duran en kritik soru ise “Kiracının kade­meli alacağı pay hangi değer üzerinden belirlene­cek?” noktasında kitleniyor. Eğer bu noktada şef­faflık sağlanmazsa, modelin sosyal etkisi zayıflar. Burada devreye SPK lisanslı değerleme firmala­rının raporları girmeli.

Pay devri, dönemsel........

© Dünya