İzmir’de konut üretimi var ama mesele artık sadece üretim değil
Türkiye’de konut politikalarına dair değerlendirmelerde zaman zaman fazla İstanbul merkezli kalabiliyoruz. Fiyatlar, kiralar, erişilebilirlik, arz yetersizliği… Tüm değerlendirmelerimizi önce İstanbul üzerinden yapıyoruz. Bunun anlaşılır nedenleri var elbette. Oysa her şehrin kendi içinde ayrı bir konut hikayesi, ayrı bir dinamiği var.
Bu nedenle, yakın zamanda İzmir için hazırlanmış olan “İzmir’de Konut Arz-Talep Dinamiklerinin Analizi ve Konut İhtiyacının Belirlenmesine Yönelik Bir Model Önerisi” başlıklı çalışmayı özellikle kıymetli bulduğumu söylemeliyim. İzmir Kalkınma Ajansı adına hazırlanan bu çalışma, Prof. Dr. Ö. Burcu Özdemir Sarı’nın yürütücülüğünde; Prof. Dr. Nil Uzun, Doç. Dr. Esma Aksoy Khurami ve Simge Demirci’nin katkılarıyla ortaya konmuş. Hocalarımıza ve emeği geçen tüm uzmanlara teşekkür etmek gerekir.
Çünkü bu rapor, İzmir’de konut meselesini sadece üretim rakamları üzerinden değil; erişilebilirlikten enerji yoksulluğuna, hane yapısından kullanım biçimlerine kadar geniş bir çerçevede ele alıyor. Raporun erişilebilirlik tarafı özellikle dikkat çekici. 2024 itibarıyla İzmir Bölgesi’nde hanelerin #,3’ü bütçesinin 0’undan fazlasını konut harcamalarına ayırıyor. Kiracılar tarafında tablo daha ağır. Hanelerin yaklaşık H’i erişilebilirlik sorunu yaşıyor. En alt gelir grubunda ev sahipliği oranı 7,3’e kadar düşerken kiracılık G,1’e çıkıyor.
Tüm ilçelerde haneler küçülmüş
Diğer taraftan, İzmir özelinde talebin yapısının da........
