Çalışanların gelecek kaygısı: Türkiye’de para değil, borç birikiyor
Türkiye’de çalışma hayatının en belirgin gerçeği artık geçim sıkıntısından öteye geçmiş durumda. Bugün milyonlarca çalışan için asıl mesele, yalnızca bugünü kurtarmak değil; yarını nasıl yaşayacağını bilememek.
2026 yılının ilk üç ayında açıklanan enflasyon verileri bu tabloyu net biçimde ortaya koyuyor:
■ Üç aylık toplam enflasyon: ,04
Önümüzdeki Nisan, Mayıs ve Haziran ayı verileriyle birlikte bu oranın daha da artması beklenirken, mevcut projeksiyonlar:
* SSK ve Bağ-Kur emeklileri için yaklaşık civarında
* Memur ve memur emeklileri için –11 bandında bir emekli maaş artışına işaret ediyor.
Öte yandan, yılbaşında artırılan asgari ücretin yıl ortasında yeniden artırılmayacağı yönündeki açıklamalar, sabit gelirli kesimin enflasyon karşısında daha da zorlanacağını gösteriyor.
Enflasyon başka, hayat pahalılığı başka
Resmi enflasyon verileri ücret artışlarının temel belirleyicisi olsa da, vatandaşın günlük hayatta karşılaştığı fiyat artışları farklı bir gerçekliğe işaret ediyor.
* Eğitim, sağlık, giyim gibi temel harcama kalemlerinde artışlar, çoğu zaman açıklanan enflasyonun üzerinde gerçekleşiyor.
■ Bu nedenle ortaya çıkan durum açık: Gelirler artıyor gibi görünse de, satın alma gücü düşmeye devam ediyor
Ülkemizde geçim modeli değişti: Maaş borç
Gelirlerin yetersiz kaldığı bu ortamda çalışanların büyük bölümü için finansal denge şu şekilde kuruluyor:
* Maaş › temel ihtiyaçlar
* Yetmeyen kısım › Kredi kartı, Tüketici kredisi, Kredili mevduat hesapları
Bugün milyonlarca kişi için: › Geçim, maaşla değil borçla tamamlanıyor
Bu da geçici değil, kalıcı hale gelmiş bir ekonomik davranış biçimine dönüşmüş durumda.
Birikim değil, borç büyüyor
Ekonomik sistemin sağlıklı işlemesi için bireylerin gelirlerinden tasarruf ederek geleceğe hazırlanması beklenir. Ancak Türkiye’de tablo tersine dönmüş durumda:
* Tasarruf oranları düşük
* Acil durum birikimi sınırlı
* Gelirin önemli kısmı borç ödemeye........
