Asgari ücrete ve emekliye ara zam beklentisi?
Türkiye’de enflasyon artık sadece bir ekonomik veri değil, doğrudan hayatın kalitesini belirleyen temel unsur haline gelmiş durumda. 2026 yılının ilk aylarında açıklanan veriler bunu açıkça ortaya koyuyor. Ocak ayında yüzde 4,84, şubat ayında yüzde 2,96 olarak gerçekleşen enflasyonun mart ayında da yaklaşık yüzde 3 seviyelerinde gelmesi bekleniyor. Yani yılın daha ilk çeyreğinde fiyatlar ciddi şekilde artmış durumda.
Ancak asıl mesele enflasyonun yüksekliği kadar, gelirlerin bu artışa ayak uyduramaması. 2026 yılı için belirlenen net asgari ücret 28.075 TL. Buna karşılık TÜRK-İŞ verilerine göre şubat ayı itibarıyla dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 32.365–33.328 TL aralığında, yoksulluk sınırı ise 105 bin TL’yi aşmış durumda.
Bu tablo çok net: Asgari ücret daha yılın başında açlık sınırının altında kalmış durumda. Bu da yapılan artışların enflasyon karşısında ne kadar hızlı eridiğini gösteriyor.
Dengeli bir yaklaşım gerekiyor
Memur ve emekli tarafında ise farklı bir sistem işliyor. Bu kesimlere enflasyon farkı veriliyor, ancak bu fark altı ay geriden geliyor. Yani fiyatlar her ay artarken gelir ayarlaması gecikmeli yapılıyor. Bu da özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde ciddi bir alım gücü kaybına yol açıyor.
Buraya kadar sorun açık. Ancak çözüm önerilerinin de aynı derecede gerçekçi olması gerekiyor.
Çünkü ücretleri artırmak sadece çalışanı değil, ekonominin bütün dengelerini etkiler. Kamu çalışanlarına ve........
