menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeni zirve döngüsü mü, hikâyenin sonu mu?

43 0
26.06.2026

Altın fiyatları son dö­nemdeki rekor yükse­lişin ardından, özellik­le Fed’in olası faiz artırımı yö­nünde şahin tonda algılanan mesajlarının fiyatlaması ve güçlenen dolar etkisiyle birlik­te ani biçimde gelen sert geri çekilme, ekonomistler arasın­da izleyen dönem için yön ko­nusunda belirgin bir görüş ay­rılığına yol açtı. Ons altın, Fed faiz beklentileri ve güçlü dola­rın etkisiyle Kasım 2025'ten beri ilk kez kritik 4.000 dolar eşiğinin aşağı doğru kırarak 3 bin 971 dolar/ons’u görerek son 7 ayın en düşük düzeyine geriledi.

Özellikle son iki yılda artan jeopolitik riskler, merkez ban­kası alımları ve para politika­sındaki belirsizliklerle birlik­te tarihi bir yükseliş yaşayan altın fiyatlarındaki sert düşüş, piyasada “yeni zirve döngüsü mü, kalıcı düşüş mü?” sorusu­nu gündeme getirdi. Daha ön­ce Hürmüz Boğazı’nın kapa­tılması üzerine petrol fiyatla­rındaki yükselişle ters orantılı biçimde düşüşe geçen altın fi­yatlarında bu trend, ateşkes ve barış anlaşmasına rağmen, Fed’in 17 Haziran toplantısın­da faizi sabit tutma kararı son­rasında ani ivme kazandı.

Fed, politika faizini yüzde 3,50- 3,75’te sabit tutarken, şahin tonda algılanan açıklamanın altına olumsuz etkisi izleyen günlerde daha da arttı. Dolarda güçlenme yaşanırken, 24 Ha­ziran’daki sert düşüşle ons al­tın fiyatı uzun süre sonra 4 bin doların, gram altın fiyatı 6 bin TL’nin altına indi. Altında ya­şanan sert düzeltme, daha ön­ce 6-8 bin dolarlık ons ve 8-10 bin TL’lik gram altın tahmin­lerinin yaygın taraftar buldu­ğu Türk ekonomi çevrelerinde “Yeni zirve döngüsü mü, yük­selişin sonu mu, geçici soluk­lanma mı?” tartışması başlattı.

Altında tarihi tırmanış dönemi

Uzun süredir küresel finans sistemindeki kırılganlıkların en net yansıdığı varlıklardan biri haline gelmiş olan altında özellikle pandemi sonrasın­da yükseliş başlamıştı. Pande­mi döneminde (2020–2022) merkez bankalarının genişle­yici para politikaları, düşük fa­iz ortamı ve artan likidite, altı­nı güçlü bir yukarı trend içine sokmuştu. Bu dönemde altın hem enflasyona hem de siste­mik risklere karşı “sigorta var­lığı” olarak öne çıktı.

Altında asıl baş döndürücü yükseliş ise daha çok son iki yılda yaşandı. Rusya-Ukray­na savaşının uzaması ve artan küresel bloklaşma eğilimleri, Orta Doğu gerilimi, ABD–Çin stratejik rekabeti gibi faktör­ler altının jeopolitik risk pri­miyle birlikte fiyatlanmasına yol açtı. Bu aşamada altın, sa­dece ekonomik değil, politik belirsizliğin de taşıyıcısı........

© Dünya