Cam tavana çarpan Türkiye
BARIŞ SAZAKYönetim Danışmanı
Küresel inovasyon rekabetinin tabanı genişlerken zirve giderek daha fazla Asya’ya kayıyor. Türkiye 45'inci sıradaki yerini korusa da Çin, Hindistan ve Vietnam gibi ekonomilerin hızla yükseldiği ortamda mevcut performansı korumak artık yeterli olmayabilir.
Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) tarafından geçtiğimiz hafta yayımlanan Küresel İnovasyon Endeksi 2026 sonuçlarına göre Türkiye, 139 ekonomi arasında önceki seneye göre iki sıra gerileyerek 45’inci sırada yer aldı. Üst-orta gelirli ülkeler arasında dördüncü olduk. Türkiye inovasyon çıktılarında 39’uncu sırada, girdilerde ise 51’inci sırada bulunuyor. Başka bir ifadeyle, sahip olduğu sınırlı kaynaklarla beklenenden daha fazla çıktı üreten ancak bu performansı sürdürülebilir kılacak zemini henüz yeterince güçlendiremeyen bir ülke görünümündeyiz.
Bu yılki raporun dikkat çektiği en önemli kavramlardan biri “inovasyon cam tavanı”. 2013’ten bu yana endekste en hızlı yükselen orta gelirli ekonomiler Çin, Hindistan, Vietnam, Türkiye, Filipinler, Fas ve Endonezya olmuş. Bu ülkeler rekabetçi şirketleri, ihracat kapastileri, girişim finansmanı ve fikri mülkiyet kullanımı gibi alanlarda önemli mesafe kat ederek sıralamanın üst yarısına yerleşti. Ancak sıralamanın elit ligine çıkmak için çok daha farklı yetkinlikler gerekiyor.
Bu aşamada ülkelerin “derin araştırma” kapasitesi, akademik yetkinlikleri, özel sektör Ar-Ge harcamaları belirleyici hale geliyor. WIPO’ya göre bu cam tavanı şimdiye kadar aşabilen tek orta gelirli ekonomi Çin. Karşılaştırılan 25 göstergenin 21’inde yüksek gelirli ülke mertebesine ulaşan Çin, bu yıl da Almanya’nın önünde, 10’uncu sırada yer aldı.
Türkiye açısından tabloya küresel rekabetçilik ekseninde bakmakta fayda var. İhracata dayalı büyüme modelimiz, her birim ihracat için yüksek miktarda hammadde ve ara malı ithalatı gerektiren bir yapıya dayanıyor. Bu modelin sınırlarını aşmanın yolu ise değer zincirinde daha yukarı çıkmaktan geçmekte. Yani tasarım, Ar-Ge ve teknoloji üretiminde daha fazla katma değer yaratmaktan geçiyor.
İnovasyon endeksi de tam olarak bu dönüşümün ne ölçüde gerçekleşebildiğini gösteren önemli göstergelerden biri. Türkiye’nin endeksteki performansının ekonomik gelişmişlik seviyemizle paralel olması ilk bakışta makul görünebilir. Ancak Hindistan ve Vietnam’ın 16 yıldır kesintisiz biçimde gelir seviyelerinin üzerinde inovasyon performansı gösterdiği, bu şekilde performans sergileyen orta gelirli ülke sayısının 21’e çıktığı bir dönemde, “paralel” kalmak aslında göreli olarak geride kalmak anlamına geliyor.
Orta gelirli ülkeler için üretim ve ihracat, girişim finansmanı ve fikri mülkiyet gibi alanlarda yüksek gelirli ülkelere yaklaşmak görece daha kolay. Buna karşılık bilgi tabanının ve Ar-Ge kapasitesinin oluşturulması çok daha yavaş ilerliyor ve bunun kısa yolu bulunmuyor. Üstelik her ülkenin izlediği rota da farklı. Hindistan dijital hizmetler ve risk sermayesi üzerinden yükselirken, bilişim hizmetleri ihracatında dünya lideri konumuna geldi. Vietnam ve Filipinler yüksek teknolojili imalat ve ticaret üzerinden ilerliyor. Ancak lokal teknoloji üretiminde geride kalıyor. Endonezya ise geniş iç pazarına ve girişim finansmanına yaslanırken, Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranı yalnızca yüzde 0,3 civarında.
Türkiye’nin rotası ise daha çok endüstriyel tasarım ve markalaşma üzerinden şekilleniyor. Türkiye ekonomisiyle nisbi oranda, endüstriyel tasarım tescillerinde dünyada 6, marka başvurularında 7, yurtiçi sanayi........
