menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Cam tavana çarpan Türkiye

74 0
10.10.2026

BARIŞ SAZAKYönetim Danışmanı

Küresel inovasyon rekabetinin tabanı genişlerken zirve giderek daha fazla Asya’ya kayıyor. Türkiye 45'inci sıradaki yerini korusa da Çin, Hindistan ve Vietnam gibi ekonomilerin hızla yükseldiği ortamda mevcut performansı korumak artık yeterli olmayabilir.

Dünya Fikri Mülkiyet Ör­gütü (WIPO) tarafından geçtiğimiz hafta yayım­lanan Küresel İnovasyon Endek­si 2026 sonuçlarına göre Türki­ye, 139 ekonomi arasında önceki seneye göre iki sıra gerileyerek 45’inci sırada yer aldı. Üst-orta gelirli ülkeler arasında dördüncü olduk. Türkiye inovasyon çıktı­larında 39’uncu sırada, girdiler­de ise 51’inci sırada bulunuyor. Başka bir ifadeyle, sahip olduğu sınırlı kaynaklarla beklenenden daha fazla çıktı üreten ancak bu performansı sürdürülebilir kıla­cak zemini henüz yeterince güç­lendiremeyen bir ülke görünü­mündeyiz.

Bu yılki raporun dikkat çek­tiği en önemli kavramlardan biri “inovasyon cam tavanı”. 2013’ten bu yana endekste en hızlı yükselen orta gelirli ekono­miler Çin, Hindistan, Vietnam, Türkiye, Filipinler, Fas ve Endo­nezya olmuş. Bu ülkeler rekabet­çi şirketleri, ihracat kapastileri, girişim finansmanı ve fikri mül­kiyet kullanımı gibi alanlarda önemli mesafe kat ederek sırala­manın üst yarısına yerleşti. An­cak sıralamanın elit ligine çık­mak için çok daha farklı yetkin­likler gerekiyor.

Bu aşamada ülkelerin “derin araştırma” kapasitesi, akademik yetkinlikleri, özel sektör Ar-Ge harcamaları belirleyici hale ge­liyor. WIPO’ya göre bu cam ta­vanı şimdiye kadar aşabilen tek orta gelirli ekonomi Çin. Karşı­laştırılan 25 göstergenin 21’inde yüksek gelirli ülke mertebesine ulaşan Çin, bu yıl da Almanya’nın önünde, 10’uncu sırada yer aldı.

Türkiye açısından tabloya kü­resel rekabetçilik ekseninde bak­makta fayda var. İhracata dayalı büyüme modelimiz, her birim ih­racat için yüksek miktarda ham­madde ve ara malı ithalatı gerek­tiren bir yapıya dayanıyor. Bu modelin sınırlarını aşmanın yolu ise değer zincirinde daha yukarı çıkmaktan geçmekte. Yani tasa­rım, Ar-Ge ve teknoloji üretimin­de daha fazla katma değer yarat­maktan geçiyor.

İnovasyon endeksi de tam ola­rak bu dönüşümün ne ölçüde ger­çekleşebildiğini gösteren önemli göstergelerden biri. Türkiye’nin endeksteki performansının eko­nomik gelişmişlik seviyemiz­le paralel olması ilk bakışta ma­kul görünebilir. Ancak Hindistan ve Vietnam’ın 16 yıldır kesinti­siz biçimde gelir seviyelerinin üzerinde inovasyon performan­sı gösterdiği, bu şekilde perfor­mans sergileyen orta gelirli ülke sayısının 21’e çıktığı bir dönem­de, “paralel” kalmak aslında gö­reli olarak geride kalmak anlamı­na geliyor.

Orta gelirli ülkeler için üretim ve ihracat, girişim finansmanı ve fikri mülkiyet gibi alanlarda yük­sek gelirli ülkelere yaklaşmak görece daha kolay. Buna karşılık bilgi tabanının ve Ar-Ge kapasi­tesinin oluşturulması çok daha yavaş ilerliyor ve bunun kısa yolu bulunmuyor. Üstelik her ülkenin izlediği rota da farklı. Hindistan dijital hizmetler ve risk sermaye­si üzerinden yükselirken, bilişim hizmetleri ihracatında dünya li­deri konumuna geldi. Vietnam ve Filipinler yüksek teknolojili imalat ve ticaret üzerinden iler­liyor. Ancak lokal teknoloji üreti­minde geride kalıyor. Endonezya ise geniş iç pazarına ve girişim fi­nansmanına yaslanırken, Ar-Ge harcamalarının milli gelire oranı yalnızca yüzde 0,3 civarında.

Türkiye’nin rotası ise daha çok endüstriyel tasarım ve markalaş­ma üzerinden şekilleniyor. Tür­kiye ekonomisiyle nisbi oranda, endüstriyel tasarım tescillerinde dünyada 6, marka başvuruların­da 7, yurtiçi sanayi........

© Dünya