menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türk sağlık turizmi 'Modern Lawrence Operasyonu'na kurban mı gidecek?

20 0
01.03.2025

Son birkaç haftadır İngiliz basınında önüme düşen haber başlıkları, beni hem şaşırttı hem de kızdırdı desem yalan olmaz. “Türkiye’de sağlık turizmi yapanlar dişlerini kaybetti”, “ucuz ameliyatlar ölümle sonuçlanıyor” gibi abartılı iddialarla dolu bir dizi haber, özellikle son beş hafta içinde karşıma tam 18 defa çıktı. Gerek meslek icabı medyayı yakından takip etmem, gerekse bizzat çevremden duyduklarım sayesinde, bu işin sadece “tek tük mağduriyet” olmadığı kanısına vardım. Daha çok sistemli bir karalama kampanyasını andırıyor.

Tabii ki ben de “Olur mu canım öyle şey, nereden çıkarıyorsun bu iddiayı?” diye soranlara hak veriyorum. Çünkü yurt dışında – her ülkede olduğu gibi – Türkiye’de de bazı talihsiz vakalar yaşanıyor olabilir. Ancak gözlemlerime göre, bu haberlerin dili ve sıklığı, normal bir “hasta mağduriyeti” haberinden ziyade Türkiye’nin sağlık turizmi alanındaki yükselişine karşı yürütülen bir kampanya sinyali veriyor.

Eğer gözünüze The Mirror, Daily Mail, The Sun, The Express, The Independent, The Telegraph gibi yayın organlar denk geliyorsa, son dönemdeki manşetleri mutlaka fark etmişsinizdir: “Türkiye’de cerrahi operasyonlar ölümcül boyutta”, “Türkiye’de sakın ameliyat olmayın, sonuçları çok kötü!” ve benzeri çarpıcı başlıklar…

Bu olumsuz anlatının altında yatan sebepleri kurcaladığımda ise birkaç ipucu karşıma çıkıyor. Birincisi, Birleşik Krallık’taki sağlık sistemi NHS’in kendi içinde ciddi sorunlar yaşadığı bir süredir zaten bilinen bir gerçek. Hastalar, aylarca ameliyat sırası beklediği için ya da masraflar görece yüksek olduğu için Türkiye gibi ülkelere yöneliyor. Britanya basını ya da bir takım finansörler, bu gidişatın önüne geçmek için “Türkiye’ye gitmeyin, tehlikeli” mesajı vermekte adeta ortak paydada buluşuyor gibi görünüyor.

Bu konuyu deneyimli bir gazeteci arkadaşıma sordum. O bambaşka bir açıdan konuyu ele alarak, “Belki de buna benzer çok fazla ihbar alıyorlardır ve haberleştiriyorlarıdır.” gibi bir yorum yaptı. Aslında “adil” bir habercilik yapma ihtimallerinin olduğunu ifade etmeye çalıştı. Sonra tekrar araştırmalarıma dönüp baktım. Son iki haftada birbirinden bağımsız tam 18 olumsuz haber… İngiliz basınındaki yayınların altına eklenen, “Türkiye’de ameliyat oldun ve pişman mısın? Bana e-posta yolla!” şeklindeki çağrılar beni tekrar düşünmeye sevk etti. Çünkü bu açık çağrıyla insanların olumsuz deneyimlerini toplamak, sonra da toplu bir şekilde medyaya yansıtarak algı oluşturmak, pek de objektif bir gazetecilik yaklaşımı gibi durmuyor diye düşündüm.

İtiraf edeyim, ben de İngiltere’de yaşayan birkaç arkadaşımla konuştuğumda, Türkiye’nin sağlık turizmi konusunda “hem fiyat hem de kalite” dengesinde dünyadaki en cazip ülkelerden biri olarak anıldığını sık sık işitiyorum. Modern hastaneler, uluslararası standartlar, deneyimli doktorlar… Sağlık turizmi alanında Türkiye’nin yükselişi, resmî rakamlarla da destekleniyor. Öyle ki, 2024 yılında ülkemiz 2 milyon sağlık turisti ağırlamış ve 3 milyar dolarlık bir gelir elde etmiş. Tüm bu istatistikler, dış basında “Türkiye çok mu hızlı büyüyor? Acaba bir hile mi var?” sorusunu tetikleyebiliyor.

İşte tam da bu noktada aklıma “Arabistanlı Lawrence” geliyor. Birinci Dünya Savaşı döneminde Orta Doğu’da Osmanlı’ya karşı yürütülen psikolojik harp, gizli operasyonlar ve yerel unsurları kışkırtma çabalarıyla ünlüydü T.E. Lawrence. O dönemde kullanılan propaganda yöntemleri, farklı kulvarlarda olsa da bugün hâlâ karşımıza........

© Dünya