2050’de nasıl bir dünya bizi bekliyor?
Savaşlarla şehirleri, hayatları ve umutları yok eden; yıkım, korku, kutuplaşma ve tükenişe sürüklenen bir dünya…
Aklın, bilimin, vicdanın ve hayal gücünün birlikte kurduğu yeni bir yaşam ihtimali.
Daha yaşanılır, daha heyecan verici, daha mutlu bir dünya inşa etmek...
İnsanlığın tercihi belli ama dinleyen kim?
Gelecek dediğimiz şey, kendiliğinden gelecek bir takvim yaprağı değil.
İnsanlığın bugün verdiği kararların toplamı.
Ne ürettiğimizin, neyi savunduğumuzun, neyi büyüttüğümüzün ve neyi koruduğumuzun sonucu.
Yıkım yerine inşa etmek, çatışma yerine denge, korku yerine umut.
Daha yaşanılabilir bir dünya insanlığın elinde
2050’de dünya daha teknolojik olacak. Ama daha yaşanılır, daha estetik, daha anlamlı ve daha insani bir dünya olup olmayacağının cevabı insanlığın elinde.
Ülkeleri yönetenlerin bunu ne kadar düşünüp dert edindiğinin cevabı da son yıllarda yaşananlardan belli. Umarız bu farkındalık daha fazla gecikmez.
Biz yine de iyiyi, güzeli merkeze koyup 2050’deki dünyanın hayalini kuralım.
Teknoloji çok ilerlemiş. Ama asıl değişen, teknolojinin kendisinden çok hayatın ritmi. Konuşmalar değişmiş. Gündem değişmiş. Hayatın dili değişmiş.
Ezberle değil hayal gücüyle büyüyen çocuklar.
İnsanı yoran değil, nefes aldıran, daha sessiz, yeşil, insan dostu şehirler.
İnsanın önüne geçmeyen, aksine insanı daha yaratıcı, özgür ve güçlü kılacak........
