Türkiye’de yönetim kurulları yeni döneme hazır mı?
2026’ya girerken dünya ekonomisi, şirketlerin son yirmi yılda alışık olmadığı ölçüde karmaşık, kırılgan ve belirsiz bir zeminde ilerliyor. Jeopolitik gerilimler, yüksek faiz ortamı, finansmana erişimde daralma, yapay zekâ devrimi, iklim krizi ve Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi başlıklar artık yalnızca “dış çevre riski” değil; doğrudan şirketlerin bilançosuna, rekabet gücüne ve sürdürülebilirliğine etki eden yapısal unsurlar haline geldi. Bu yeni tabloda şirketlerin kaderini belirleyen en kritik unsur ise hiç kuşkusuz yönetim kurullarının niteliği ve işlevi.
Türkiye’de pek çok şirkette yönetim kurulu hâlâ ağırlıklı olarak geçmiş performansı değerlendiren, finansal tablolar üzerinden denetim yapan ve mevzuata uyumu gözeten bir yapı olarak çalışıyor. Oysa yeni dönemde yönetim kurulunun rolü kökten değişti. Artık temel soru “geçen yıl ne yaptık?” değil; “önümüzdeki beş yılda hangi senaryolara hazırız?” sorusu olmak zorunda. Yönetim kurulları bugün yalnızca denetleyen değil, şirketin stratejik pusulasını belirleyen, risk mimarisini kuran ve dayanıklılık........
