Bozuk plak: Tarım-ÜFE ve meteorolojik yatırımlar
“-Adayı pikapta dönen bir plak gibi düşün, artık takılıp duran bir plak. Her ne olduysa sanırım bizi yerimizden oynattı. -Oynattı derken, nereden? -Zamandan.” Lost, Sezon 5 Bölüm 1
TÜİK geçtiğimiz hafta Ocak ayı Tarım Üretici Fiyatları Endeksini (Tarım-ÜFE) açıkladı. Tarımsal ürünlerde üretici fiyatları aylık %8,5 gibi keskin bir sıçrama kaydetti. Bu artışın yıllık karşılığı %43,6.
Veri açıklanır açıklanmaz piyasa yine aynı yoruma döndü: “Tarım bitti.” Oysa Tarım-ÜFE yeni bir bilgi üretmedi. Çünkü tabloyu zaten ayın başında görmüştük:
Ocak ayı TÜFE ve ÜFE verileri gıda fiyatlarındaki seyri ortaya koymuştu: Yaş sebzede %20’yi aşkın artış zaten kayıtlara geçmişti.
Tarım için baz alınması gereken gösterge ay sonuna doğru açıklanan Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’dir (Tarım-GFE). Aralık itibariyle Tarım-GFE stabil seyrediyor.
Tarım-ÜFE: Risk ile rejim aynı şey değildir
Meteorolojik şok bir risktir. Maliyet rejimi ise yapıdır.
Ocak ayı başındaki “Z Kuşağı” başlıklı yazımızda Antalya yöresindeki sel riskine dikkat çekmiştik. Kış aylarında, özellikle Ocak – Şubat döneminde Antalya’da sel baskınları tekrar eden bir örüntüdür. Lojistik aksaklıklarla birleştiğinde İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerde yaş sebze fiyatlarını hızla yukarı çekebiliyor.
Bu durum Türkiye’ye özgü değil. Brezilya’daki sel küresel tahılı, Florida’daki baskın portakal fiyatlarını etkiler. Hava olayı yerel başlar, fiyat kanalı küresel sonuç üretir.
Şu anda küresel finans çevrelerinde öne çıkan başlıklardan biri hava tahminleridir; dünyanın önde gelen şirketleri yapay zekâ destekli meteorolojik modellere yüksek meblağlı bütçeler ayırıyor, ancak bu yatırımların henüz emtia fiyatlarında oynaklığı azaltacak ya da arz şoklarını önceden güvenilir biçimde fiyatlayacak bir doğruluk düzeyine ulaştığı tartışmalıdır.
“Sub-Zero” başlıklı yazımızda da benzer bir örüntüyü değerlendirmiştik. Soğuk hava paniği enerji maliyetlerini sıçrattı, öngörüler gerçekleşmeyince doğal gaz hızla geri çekildi. Risk dalga üretir; rejim üretmez.
Türkiye’de yaş sebze fiyatlarında da benzer bir düzeltme sürecine giriyoruz. Öncü göstergeler zirveden çift haneli gevşemeye işaret ediyor. Ramazan dönemine ilişkin zincir market fiyatlama davranışı da süreci yumuşatıyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verileri Ocak ayının uzun yıllar ortalamasına göre daha yağışlı geçtiğini gösteriyor. Bu tablo sebze ve tahıllarda verimli hasat beklentisini destekliyor. Meyvede ise geçen yılki zirai donun ikincil etkileri bir süre daha hissedilebilir.
Hatırlayalım: Geçen yıl Haziran ayında zirai don etkisiyle Tarım-ÜFE rekor düzeyde aylık %19 artmış, manşet endeks %50’ye dayanmıştı. Ardından Temmuz– Ağustos döneminde %9’luk geri çekilme gelmişti. Döngüsel şokların doğası budur.
Tarım-GFE: Neyi söyler, nereden beslenir?
Tarım-GFE iki ana kanaldan beslenir:
Küresel emtia fiyatları
Yurt içi sınai girdi (sınai ÜFE) ve hizmet maliyetleri
Ekim-dikim, gübre, yem, mazot, tohum, ilaç, veterinerlik… Bunlar Tarım-GFE’nin nabzıdır.
Dolayısıyla tarım politikasının doğrudan referansı Tarım-GFE’dir. Maliyetler izin verdikçe fiyatlar gevşer. Tarım ÜFE, tarla çıkış fiyatıdır, meteorolojik koşulları da içerir. Bu fiyat TÜFE’ye ve Tarım ÜFE muadili sınai ÜFE’nin işlenmiş gıda ürünleri kanalına yansır.
Tarım-GFE stabil seyrederken, sınai ÜFE tarımsal girdiler yerindeyken Tarım-ÜFE’deki artış meteorolojik şokların yansımasıdır. TÜİK verisi ürün kompozisyonu ve üretim coğrafyası birlikte okunduğunda artışın Antalya yöresi spesifik turunçgiller ve yaş sebzeden kaynaklandığı görülmektedir. Yağlı meyve, tavuk ve çeltik fiyatları ise gerileme kaydetmiştir.
Yem tarafında da çerçeve değişmiş değil. Dünya# yazı dizisinde “Atın Ölümü Arpadan Olsun” başlığıyla küresel yem talebini ve arpa baskısını değerlendirmiştik. TMO ihalelerle iç dengeyi gözetiyor. Ticaret Bakanlığı’nın kanatlı ihracat düzenlemeleri piyasada söylentiye neden olan mısır ithalat kotası ihtiyacını azalttı. TMO’nun Cuma günü açtığı ihale kısa vadeli talebi absorbe ederek güney yarımküre arzı gelene kadar köprü işlevi görebilir. Ancak küresel talep koşulları ve lojistik akış hızına bağlı olarak yem piyasasında belirgin bir gevşeme daha çok ilkbahar aylarında görünür hale gelecektir. Çünkü geçtiğimiz hafta Ürdün’ün yeni sezon ihalesinde yaz vadeli arpa fiyatları ton başına 30 ABD Dolarını aşkın düşüş kaydetti.
Bu çerçevede mevcut veriler çiftçinin yeni ve yaygın bir maliyet baskısıyla karşılaşacağına işaret etmiyor.
Sonuç: Merkez Bankası’nın çaldığı plak 19’luk
Piyasa her ocakta aynı melodiyi dinliyor: “Tarım çöktü” – “Gıda kontrolden çıktı.”
Oysa veri farklı bir şey söylüyor: Tarım-GFE stabil. Sınai ÜFE’de tarımsal imalat kontrollü. Yaş sebze şoku meteorolojik ve geçici.
Merkez Bankası yıl sonu gıda enflasyonu için %19 patikasını telaffuz ederken bu maliyet zeminine bakıyor. Eğer maliyet rejimi kırılmamışsa, geçici arz şokları patikayı bozmaz. Dalga yapar. İz bırakmaz. Bozuk olan plak değil. Takılı kalan yorum.
