İran’da ki savaşın görünmeyen kazananı Çin olabilir mi?
Dünya ekonomisi tarih boyunca savaşların sadece cephelerde değil, aynı zamanda enerji piyasalarında, finansal sistemlerde ve güç dengelerinde kazanıldığını defalarca gördü. Bugün Orta Doğu’da yükselen gerilim çok büyük bir güç mücadelesinin parçası.
Bu mücadelenin en dikkat çekici aktörlerinden biri ise hiç şüphesiz ki Çin. Peki Çin, İran merkezli bir savaşta neyi hedefliyor? Daha doğru bir ifadeyle sormak gerekir: Çin bu savaşta gerçekten bir taraf mı, yoksa oyunu kuran daha sessiz bir stratejist mi?
Enerji üzerinden kurulan sessiz bağ
Çin ekonomisinin en zayıf noktalarından biri, enerji bağımlılığı. Sanayi üretimi, ihracat kapasitesi ve büyüme modeli büyük ölçüde dışarıdan gelen enerjiye dayanıyor. Bu noktada İran, Çin için sadece bir tedarikçi değil; aynı zamanda stratejik bir ortak. Batı yaptırımları nedeniyle uluslararası pazarlarda oyun alanı daralan İran, petrolünü çoğu zaman indirimli fiyatlarla Çin’e satıyor. Bu durum, kriz dönemlerinde Çin’e iki önemli avantaj sağlıyor: Birincisi, enerji maliyetlerini kontrol altında tutabilme imkânı; ikincisi ise alternatif tedarik kanallarına göre daha esnek bir ilişki modeli.Savaşın derinleşmesi halinde İran’ın Batı ile bağlarının daha da zayıflaması, Çin’in bu ülke üzerindeki ekonomik etkisini artıracaktır. Bu da Çin için sadece kısa vadeli bir fiyat avantajı değil, uzun vadeli bir enerji güvenliği anlamına gelir.
ABD’nin dikkatini dağıtan bir cephe
Küresel güç mücadelesi artık tek bir coğrafyada yaşanmıyor. Pasifik’ten Doğu Avrupa’ya, Orta Doğu’dan Afrika’ya kadar uzanan geniş bir satranç tahtası söz konusu. Bu tabloda ABD’nin askeri ve diplomatik kapasitesini........
