Çin’in ekonomi politikası: Yavaşlama mı, stratejik dönüşüm mü?
Küresel ekonomi yeni bir eşikten geçerken en çok sorulan sorulardan biri şu: Çin yavaşlıyor mu, yoksa bilinçli bir dönüşüm mü yaşıyor? Son on beş yılda çift haneli büyüme oranlarından %4–5 bandına gerileyen bir ekonomi elbette dikkat çeker. Ancak bu tabloyu yalnızca büyüme oranı üzerinden okumak eksik olur. Çin’in ekonomi politikası artık hızdan çok dengeye, ihracattan çok teknolojiye, kredi genişlemesinden çok stratejik yönlendirmeye dayanıyor.
Bu yazıda Çin’in yeni ekonomik modelini, güçlü ve kırılgan yönlerini ve küresel piyasalar açısından olası sonuçlarını ele almak istiyorum.
İhracat modelinden stratejik sanayi devletine
1980 sonrası reform sürecini başlatan Deng Xiaoping, Çin’i dünyaya açarak ucuz işgücüne dayalı ihracat modelini inşa etti. Bu model, Çin’i küresel tedarik zincirlerinin merkezine yerleştirdi. ABD ve Avrupa için düşük maliyetli üretim üssü haline gelen ülke, aynı zamanda devasa döviz rezervleri biriktirdi.
Ancak 2010 sonrası dönemde tablo değişti. Ücretler yükseldi, demografi yavaşladı ve ABD ile stratejik rekabet derinleşti. Bu noktada Xi Jinping yönetimi ekonomik paradigmayı yeniden şekillendirdi. Amaç artık “daha fazla üretmek” değil, “daha değerli üretmek” oldu.
Devlet kapitalizminin güçlendirilmesi
Çin modeli Batı tipi serbest piyasa ekonomisi değildir. Devlet, ekonominin ana omurgasını kontrol eder:
-Bankacılık sistemi kamu ağırlıklıdır
-Stratejik sektörlerde devlet şirketleri baskındır
-5 yıllık kalkınma planları yön belirler
Merkez bankası olan People's Bank of China, klasik faiz silahından ziyade kredi kanallarını ve zorunlu karşılık oranlarını kullanır. Çin’de para politikası, piyasa beklentilerinden çok planlama........
