2026’nın büyük sürprizi: Faiz indirimi beklerken faiz artırımı geldi
2026 yılına girerken finans piyasalarının üzerinde büyük ölçüde uzlaştığı bir senaryo vardı: Enflasyon yavaşlayacak, merkez bankaları üzerindeki baskı azalacak ve dünya yeniden faiz indirimlerini konuşmaya başlayacaktı.
Takvim eylül ayını gösterdiğinde ise karşımızda bambaşka bir tablo var.
Amerikan Merkez Bankası Fed, 16 Eylül’deki toplantısında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75–4,00 aralığına çıkardı. Üstelik bu karar, üç yılı aşkın sürenin ardından gelen ilk faiz artırımı oldu.
Bence asıl önemli olan 25 baz puanlık artışın kendisi değil. Önemli olan, dünyanın birkaç ay içinde nasıl olup da faiz indirimini tartışırken yeniden faiz artırımını konuşur hale geldiği.
Çünkü bu değişim bize küresel ekonominin yeni gerçeği hakkında önemli bir şey söylüyor:
Enflasyonla mücadele henüz kazanılmış değil.
Hesapları bozan enerji oldu
Merkez bankalarının son birkaç yıldaki en büyük beklentisi enflasyonun kademeli olarak yüzde 2 hedefine yaklaşmasıydı. Ancak ekonomi bazen merkez bankalarının modellerine göre hareket etmiyor.
Jeopolitik gelişmeler enerji fiyatlarını yeniden dünya ekonomisinin merkezine taşıdı. Petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkması yalnızca benzin istasyonlarındaki rakamların değişmesi anlamına gelmiyor.Petrol aynı zamanda taşımacılık demek. Gübre demek. Plastik demek. Havayolu demek. Kimya sanayisi demek. Üretim maliyeti demek.
Dolayısıyla petrol fiyatındaki kalıcı yükseliş, ekonominin hemen her noktasına yayılan yeni bir maliyet dalgası yaratıyor.
Nitekim Fed de son açıklamasında enflasyonun hâlâ yüksek olduğunu açık biçimde vurguladı. Yeni ekonomik projeksiyonlarda 2026 yılı PCE enflasyon beklentisi yüzde 3,7 seviyesine yükselirken, politika yapıcıların medyan tahmini yıl bitmeden bir faiz artırımına daha işaret ediyor. Bu nedenle bugün yaşadığımız........
