DÜNYA KUPASI'NI İSPANYA KAZANDI, GAZZE VE MAZLUMLAR SEVİNDİ
Futbol, hiçbir zaman yalnızca futbol olmadı.
Çoğunlukla bir topun peşinden koşan yirmi iki futbolcunun mücadelesi, kazanma hırsı ve taraftarı fanatikleştiren bir spor oldu.
Bazen futbol, milletlerin hafızası, bakışı ve vicdanı adına bir resim, bir sembol oldu.
Bu yıl, Dünya Kupası bunun en büyük sahnesi ve yansıması oldu.
Yaklaşık 30 yıldır futbolla, maçla ve takımla arama mesafe koydum.
Maç izlemedim, izleme hevesim de oluşmadı.
Futbolu suçlamadım; ama futbolun kitleleri uyuşturma, savurma, fanatizm yönünü hep vurguladım. Ki hala böyle düşünüyorum.
Ama bu yıl futbol, benim nazarımda, milyonlarca Müslümanın ve Gazze’nin nazarında böyle değildi.
Yıllar sonra ilk kez bir futbol maçı izledim.
Hem de heyecanla, umutla ve takımlardan birinden yana gönlümü sunarak…
Bu kez kupanın gölgesinde, gündeminde ve etkileşimlerinde çok büyük bir acı, sancı, yıkım ve katliam vardı.
Gazzeli mücahitler, şehitler, anneler, çocuklar ve herkes…
Bir de Gazze’nin dirilttiği milyonlar Gazze sevdalısı…
İnsanlar sadece futbol izlemedi, güzel oynayan takımları alkışlamadı.
Ülkelerin uluslararası meselelerde sergiledikleri duruşu da takip etti.
İspanya’nın, Filistin konusunda attığı cesur diplomatik adımlar,
İspanya Başbakanı'nın uluslararası platformlarda yaptığı açıklamalar,
İspanya halkının meydanlarda Filistin için sergilediği müthiş dayanışma,
Ve İspanya takımının dillere destan, gönüllere sultan bir futbolcusunun tavrı,
Filistin davası ve Gazze halkının yanında izzetle duruşu,
Tehditlere rağmen bir eylem gönüllüsü gibi Filistin bayrağını........
