Asıl Mesele Bataklığı Kurutmaktır
Son günlerde kamuoyunun gündeminde önemli bir başlık var: “Ailem Güvende” operasyonları.
Operasyonlar; müstehcen içeriklerin üretilmesi ve yayılması, çocukların bu içeriklere maruz bırakılması, sapkın kişi, dernek ve işletmelere yönelik adli soruşturmalar kapsamında yapılmış. Süreç içerisinde çok sayıda sosyal medya hesabı ve internet adresi hakkında da erişim engeli kararları da alınmış.
Aslında bu yalnızca bir operasyon değil, çok daha büyük bir toplumsal meseleyi yeniden düşünmemiz gerektiğini hatırlatıyor.
Çocuklarımızı dijital dünyanın risklerinden nasıl koruyacağız?
Aileyi nasıl güçlendireceğiz?
Özgürlük ile çocukların korunması arasındaki sınırı nasıl belirleyeceğiz?
Bazı kimseler ve çevreler, çocukların müstehcen içeriklerden korunmasına yönelik her türlü düzenlemeyi “bireysel özgürlüklere müdahale” olarak değerlendiriyor.
Oysa bir çocuğun gelişimini ve ruhsal bütünlüğünü korumak özgürlüğe karşı olmak değildir.
İnsanların düşüncelerini açıklayabilmesi, kendilerini ifade edebilmesi ve özel hayatlarının korunması hukuk düzeninin temel unsurlarındandır. Fakat özgürlük hiçbir toplumda sınırsız değildir. Özellikle çocukların söz konusu olduğu alanlarda devletin ve toplumun koruyucu sorumluluğu daha da önem kazanır.
Çünkü çocuk, yetişkinin sahip olduğu bilinç ve muhakeme kapasitesine sahip değildir. Dijital ortamda karşısına çıkan her içeriğin........
