menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bulma Ayı Ramazan Hoş Geldi

22 0
16.02.2026

Hiçbir asırda olmadığı kadar geniş çapta en derin ve en sessiz "anlam krizini" yaşayan şu anki dünya, teknolojik imkânların zirvesine tırmanırken ruhunu; soğuk bir yorgunluğun, raydan çıkmış bir zevkperizmin ve her şeyi kendine yontan bir egonun buzdan çöllerine terk etmiş durumda.

Günahların sıradanlaştığı, ahlaki yozlaşmanın estetik bir ambalajla sunulduğu ve enaniyetin bir din gibi kutsandığı bu çağda, insan hiç olmadığı kadar yalnız ve huzursuz.

Sosyal medya ekranlarında parlatılan "ben" imajı, bireyi sadece kendi yansımasına âşık bir tutsağa dönüştürürken, bu narsist atmosferde insan; başkasının acısına kör, kendi rahatına ise müptela kılındı.

Tam da bu noktada, gökyüzünün kapıları aralanıyor ve kutlu misafir Ramazan Ayı, yorgun ruhlarımıza bir "ebediyet muştusu" gibi iniyor. Her yıl yeniden gelerek ruha, akla, kalbe ve kalıba dair tüm haritayı şefkatle terbiye eden mübarek Kur’an ayı, insanın kendi içine yaptığı en büyük hicret ve modern tükenişin "tüket" emrine karşı çekilmiş en zarif ve en radikal resttir.

"Sahip olmak" ile "olmak" arasındaki o derin uçurumda sendeleyen kalabalıklara hazcılığın yeni bir ibadet biçimi gibi dayatıldığı, anlık tatminlerin kronik depresyonlara kapı araladığı bu dönemde, oruç emri, bir "dur!" çağrısıdır.

İmam Gazali hazretleri, yüzyıllar öncesinden modern psikolojinin yeni keşfettiği bir hakikati haykırır: "Mide ve şehvet, insanı hayvanlık derecesine indirir; ancak oruçla insan meleklerin sıfatlarına bürünür."

İbnül Arabi daha öteye gider ve şöyle der: "Oruç, 'Samed' (hiçbir şeye muhtaç olmayan) sıfatıyla ahlaklanmaktır. Kul,........

© Doğruhaber