Neden örtüden bu kadar korkuyorlar?
Bir başörtüsü, bir devletin özgüvenini sarsabilir mi? Bir öğrencinin inancı, bir ülkenin geleceğine tehdit oluşturabilir mi? Asıl tartışılması gereken soru belki de tam olarak budur.
Azerbaycan’dan gelen haberler, Türkiye’nin yakın geçmişinde yaşadığı acı tartışmaları yeniden hatırlatıyor. 21 Eylül 2026’da kabul edilen okul kıyafeti düzenlemesinin laiklik ilkesi üzerinden yorumlanması ve bazı okullarda başörtülü öğrencilerin derslere alınmadığı yönündeki haberler, ülkede din ve özgürlük tartışmasını alevlendirdi.
Türkiye benzer ilkel uygulamalardan dolayı çok ağır bedeller ödedi. 1990’lı yıllarda ve 2000’lerin başında başörtülü öğrenciler eğitim hakkı, kamu çalışanları ise mesleklerini icra etme özgürlüğü üzerinden büyük mücadeleler verdi. Üniversite kapılarında yaşananlar ve o dönemde yapılan zulümleri hepimiz dün gibi hatırlıyoruz. O dönemde o zulümleri yapanlar Türkiye tarihine kara bir leke olarak geçtiler.
Peki, geriye ne kaldı?
Bir zamanlar örtüyü ve tesettürü bir tehdit, tesettürlü kadını ise mücadele edilmesi gereken bir sembol olarak gören ilkel anlayış kaybetti. Aynı anlayış........
