Zulmü Kanıksamak, Zalime Karşı Tepkisizleşmek
İslam ümmeti, keyfiyetini kaybedip sadece kemiyetten ibaret kaldığından beri her türlü baskı, zulüm, katliam ve soykırımla, toprak işgaliyle, kutsallarına saldırılarla; ırz, iffet ve namusuna el uzatmalarla, haysiyet ve onurunun ayaklar altına alınmasıyla karşılaşmadığı gün yok gibidir.
Tüm bunlardan geriye kalabalık, ama dağınık; öfkeli, ama etkisiz bir ümmet kalmıştır.
Öyle ki İslam düşmanları tarafından başımıza gelen her türlü zorbalığı ve zulmü içselleştirerek, kanıksayarak, alışarak, sıradan olaylar gibi görmeye başlayarak tepkisizleştik. Yanı başımızda yaşanan olaylara karşı çıkardığımız cılız seslerimiz bile kesildi. Artık milyarlarla ifade edilen ümmetin fertlerinde derin bir sessizlik var.
Ama bu, bildiğimiz sessizlik değil. Bu, konuşmayan dillerin değil; hissetmeyen kalplerin sessizliğidir.
Açılan bir ekranda, bir haber bülteninde, çevrilen bir gazete sayfasında neredeyse her saat her dakika benzer görüntüler düşüyor önümüze. Gazze’de bir baba, kucağında cansız çocuğunu taşıyor... Bir anne, enkazın başında sessizce toprağı eşeliyor... Bir şehir, gözlerimizin önünde yavaş yavaş yok oluyor…
Bakıyoruz… İzliyoruz… Belki bir hüzün kaplıyor yüreğimizi… Bir iç çekiş, bir beddua… Sonra mı? Geçiyoruz ve unutuyoruz.........
