HÜDA PAR’ın Kanun Teklifi ve Darbeci zihniyetin Karma Eğitim tutkusu
HÜDA PAR, geçtiğimiz günlerde TBMM Başkanlığına önemli bir kanun teklifi sundu. HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Milletvekilleri; Şahzade Demir, Faruk Dinç ve Serkan Ramanlı’nın imzasını taşıyan teklifle, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun karma eğitimi düzenleyen 15’inci maddesinde değişiklik yapılması öngörülüyor.
Mevcut düzenlemede yer alan “Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır. Ancak eğitimin türüne, imkân ve zorunluluklara göre bazı okullar yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılabilir.” hükmündeki “zorunluluklara” ibaresinin “ihtiyaçlara” şeklinde değiştirilmesi teklif ediliyor.
Teklifin yasalaşması hâlinde ihtiyaçlar doğrultusunda yalnızca kız veya erkek öğrencilere yönelik okul açılmasının yanı sıra bazı sınıflarda da karma olmayan eğitim uygulanabilecek.
Bugüne kadar halkın ihtiyaçları, toplumun ihyası, ülkenin menfaatleri doğrultusunda faaliyetleriyle göz dolduran HÜDA PAR’ın eğitime yönelik bu iyileştirici adımı da kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Sosyal medyada günlerdir paylaşımlar yapılarak bu kanun teklifinin yasalaşması yönünde verilen destek çığ gibi…
İYİ OLAN HERŞEYE KARŞI DURAN SOLCU KEMALİST TAYFA
Ancak karşı duranlar da yok değil, malum bilindik solcu Kemalist tayfa… Tek parti iktidarının mirasyedi haramzadeleri ile 28 Şubat darbeci zihniyetin kırıntıları ve bunların basın medya ayağı alarma geçerek TV, gazete paçavralarından kin kustu.
Malum medyanın, karma eğitimi bilimsel, pedagojik ya da insani olarak değerlendirmek yerine ideolojik körlükle savunmaları ayrı bir cahillik. HÜDA PAR’ın öğrenci başarısı ve eğitim kalitesini yükseltecek kanun teklifini “Cumhuriyet değerlerine saldırı” olarak lanse etmeleri ise apayrı bir düşmanlık boyutu.
Halbuki HÜDA PAR bu teklifle “Karma eğitim” tamamıyla kaldırılsın demiyor. Karma eğitimin olumsuzlukları çok fazla olduğu için kız ayrı erkek ayrı okulların ya da sınıfların da ihtiyaca binaen açılmasını öneriyor.
Ama bu, derdi üzüm yemek olmayan bağcı dövmeye meraklı zorba zihniyetin niyeti başka tabi.
Nereden mi anlıyoruz?
HÜDA PAR’A VURALIM DERKEN BAKAN TEKİN’E DE SARDILAR…
Malum medya, HÜDA PAR’ın bu kanun teklifini hedef alırken Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in 2023’te yaptığı bir açıklamayı da haberle birleştirip yeniden gündeme taşıyarak…
Ne demişti Bakan Yusuf Tekin;
“Kız çocuklarını okula göndermeyen ailelerin en baştaki argümanı ‘Ben çocuğumu erkeklerle aynı okula göndermek istemiyorum’ oluyor. Şimdi benim Milli Eğitim olarak birincil hedefim ne? Kız çocuklarının okullaşmasını sağlamak. O zaman veliyi ikna edebilmemiz için biz, gerekirse kız okulları da açabilmeliyiz, veli isterse çocuğunu kız okullarına gönderebilmeli.”
Peki cümlede yanlış olan bir şey var mı?
Normal standartlarda düşünen insanlara göre vatandaşın gayet doğal talebinin bakanlıkça karşılık bulacağı bir istek…
Ama bu, dünya literatüründe sadece kendilerine özgü İslam’a düşman laik düşünceli, ne istediğini kendileri de bilmeyen anormal kesime göre anarşist! bir durum. Onlara göre; “Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı!”, “Özgür medeni dünyaya ters!..”
Bugünlerde HÜDA PAR’ın kanun teklifi için “Laikliğe aykırı” vaveylaları arasında “Geçmişte Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin de dile getirmişti” diyerek diş bilemeleri, Bakan Tekin’in müfredat ve kavramlara yönelik cesur adımları dolayısıyladır.
Geçmişte sapkın güruhların sirk alanına dönüştürmeye çalıştığı okullarımızda, geçtiğimiz yıl başlatılan Ramazan etkinlikleri ve müfredatta olumlu değişimler, eğitime vurulan prangaların kırılmasına yönelik umut verici bir gelişmedir.
Aynaya bakıp da gelişen dünya karşısında hâlâ saplana kaldıkları 20. yüzyıl fikriyatlarından kopamıyorlar bir türlü. Bu ilkel düşünceleri ve gericilik akımları dolayısıyla zaman zaman kendilerine “Dinozor” yakıştırmaları da bu nedenledir.
28 ŞUBAT DARBECİLERİNİN ARTIKLARI…
28 Şubat darbecileri ve vesayetleri altında tuttukları hükümetlerin gayrimeşru gayri insani uygulamalarına alkış tutan malum kalemşor tayfa, işlerine gelmediğinde ise halkın oylarıyla iktidar olan hükümetlerin meşruluğunu bile sorgulama cüretinde bulunabiliyor.
Objektiflik hak getire; gazeteciliği bırakmış, işi gücü iyi olan her şeyi karalamak olan bu İslam ve memleket düşmanlarına karşı milletimizin uyanık olması gerekiyor.
Geçmişten bugüne “Çağdaş-laşmayı” batılı ülkeleri taklitçilikle geçinen laik Kemalist tayfanın, batılı ülkelerin bilimsel ve pedagojik artıları nedeniyle tek cinsiyetli okullara geçiş yapıyor olmalarını görmezden gelmeleri ise; bu, türünün son örneği yüzsüzlerin IQ seviyesini ve İslam düşmanlığını resmen ortaya koyuyor.
Eğitim-Sen’in Kasım 2014’te yayınladığı bir broşürde geçen “Asıl tartışılması gereken okulun topluma uydurulmaya çalışılması değil, toplumun okullardan başlayarak demokratik ve eşitlikçi bir anlayışıyla değişiminin sağlanmasıdır” ifadesi, Türkiye’deki karma eğitim savunucularının toplumu ideolojik yaklaşımlarına göre dizayn etme hedeflerini açıkça ortaya koymaktadır.
Batılı ülkeler karma eğitimi pedagojik zeminde “eğitimin kalitesi”ni yükseltmek amaçlı yürütürken Türkiye’de ise “laiklik” meselesine indirgenerek ideolojik tartışmalara sebebiyet verilmesi, ülkemizi uluslararası düzlemde 3. sınıf dünya ülkeleri kategorisindeymiş gibi........
