Diyarbakır’dan Halep’e uzanan ‘Çukur Siyaseti’
Bir ülke ve halk için en ağır, en sancılı süreç, düşman işgaline uğramaktır. İşgal altındaki bir toprakta onur, haysiyet, mal, can ve namus emniyeti tamamen ortadan kalkar; azizler zelil, hâkimler mahkûm olur. O halk artık tamamen düşmanın insafına ve vicdanına terk edilmiştir.
Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de bu durumu şöyle zikretmiştir:
"(Belkıs) Dedi ki: 'Gerçekten hükümdarlar bir ülkeye girdikleri zaman, orasını bozguna uğratırlar ve halkından onur sahibi olanları hor ve aşağılık kılarlar; işte onlar, böyle yaparlar.' (Neml Suresi, 34. Ayet)
Belki işgalden daha zor olanı ise bir ülkede "iç savaş"ın çıkmasıyla, ülkede onlarca otorite ve başın olmasıdır.
Suriye, maalesef bu senaryoların tümünü yaşadı. 60 yıl boyunca ülkeyi despot bir şekilde yöneten Baas rejimi; bu rejime karşı şiddete başvuran dış destekli etnik ve mezhepsel gruplar ve bu grupların zaman zaman birbirleriyle savaşması… Bununla birlikte ülkenin bir kısmını işgal eden ABD, Siyonist rejim ve kurduğu askeri üslerden kalkan uçaklarla ülkeyi acımasızca bombalayan Rusya.
En kötü ve en istenmeyen senaryolar Suriye’de 13 yıl boyunca bizzat tecrübe edildi. Milyonlarca insan mülteci........
