ÖYLE BİR GÜN Kİ…
Modern zamanların hızı ve telaşı içinde, en kutsal değerlerimizin bile içini boşaltma tehlikesiyle karşı karşıyayız. Bugün çoğumuz için bayram; sadece yoğun iş temposuna verilen bir tatil arası, valizleri toplayıp şehirden kaçma fırsatı ya da yılda bir kez tekrarlanan şeklî bir gelenek haline geldi. Kimileri içinse bayram, sadece sofradaki bolluğun ve et biriktirmenin adı oldu.
Oysa bayram, bunların hiçbiri değildir.
Bayramın bize fısıldadığı en güçlü mesajlardan biri, mutlak bir eşitliktir. O gün zengin ile fakir arasındaki görünmez duvarlar yıkılır. Herkes en temiz, en güzel kıyafetlerini giyer; sofralar aynı neşeyle kurulur, aynı ekmek paylaşılır. Savaşların silah bıraktığı, öfkelerin dindiği, kırgınlıkların yerini kucaklaşmalara bıraktığı bir "barış ilanıdır" bayram.
Bayramlar bize sessizce şunu haykırır: Maddi imkânı olup Hacca gidenler, nasıl orada mahşerin küçük bir provasını yaşıyor ve zenginliğin, statünün eşitlendiğini bizzat görüyorsa; Yüce Yaratıcı; imkânı........
