Hüzün ve Sevinç Arasında Ramazan Bayramı
Bir ay boyunca sabırla, ibadetle ve nefis terbiyesiyle geçirilen Ramazan’ın ardından, inşallah bir bayrama daha kavuşuyoruz. Bu bayram, sadece takvimde yer alan bir gün değil; oruçla arınan kalplerin, sabırla olgunlaşan ruhların ve paylaşmayla güzelleşen hayatların bir mükâfatıdır.
Bayram, öncelikle oruç tutanlarındır. Bununla birlikte, oruç tutamayacak durumda olan çocukların ve mazereti bulunan kimselerin de sevincidir. Bu sebeple her ne kadar “Ramazan Bayramı” olarak bilinse de, aslında “Îdü’l-Fıtır” yani fıtır sadakasıyla bütünleşen bir bayramdır. Çocukların şeker toplayarak neşelendiği bu özel gün, halk arasında “Şeker Bayramı” olarak da anılmıştır. Ancak bu isimlerin ötesinde bayram, paylaşmanın, kardeşliğin ve rahmetin adıdır.
İslâm’dan önce Medine’de yaşayan toplumun da kendine özgü bayramları vardı. O dönem İran etkisiyle kutlanan ve Mecûsî geleneğine ait olan Newrûz ve Mihricân, halkın eğlenceyle geçirdiği günlerdi. Peygamber Efendimiz Medine’ye geldiğinde bu günleri sormuş, onların câhiliye döneminden kalma eğlence günleri olduğunu öğrenince şöyle buyurmuştur: “Allah size o günlerin yerine daha hayırlı iki bayram verdi: Kurban ve Fıtır bayramları.” (Ebû........
