menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

14 yıl, 7 ay, 17 gün…

16 41
13.02.2026

Ben şimdi, tam on dört yıl, yedi ay, on yedi gündür babasız mı içime çekiyorum bu köhneden bozma dünyayı? Koca okyanusta bir başına küreksiz bir sandal gibi olmak, içine içine dolup bir türlü taşamamak…

Tam on dört yıl yedi ay on yedi gün…

Dile kolay, dile her şey kolay.

Kabul ediyorum, ilk on dört yıl çok zordu, gözüm eskidi! En çok sağ gözüm.

Ve biliyor musunuz? Benim hayatı hatalı sollayışlarım böyle başladı.

Mezarlıktaydık; sürekli birileri yanıma gelip kulağıma,

-Acını belli etme (!)

-Güçlü dur, başını kaldır diyordu…

Yahu!.. Onca kalabalığın içerisinde bir kişi bile bilmiyor muydu, dünyada iç kanamadan ölenlerin sayısı kan kaybından ölenlerin sayısından fazla…

Benim yelkovanla akrebi karıştırışlarım, ayakkabının bağcıklarını bağlayamayışlarım o gün başladı…

Duvarları soğuk, buz gibi bir oda hiç bilmedim. Ama duvarları temmuzdan daha sıcak olan odaları bilirim. Sizin ateş diye bildiğiniz ile benim ateş diye bildiğim başka.

Dile kolay,dile her şey kolay..

Sıcağı yendiğimiz günler elbette oldu, arkadaşım borç verdi, gittim vantilatör aldım. Odası az biraz serinledi. Nefes aldı, nefes aldım..

Sonra gittim hemen aldığım borcu ödedim. İste benim herkese vaktinde yetişmeye çalışırken kendime geç kalışlarım böyle başladı.

Tam on dört yıl, yedi ay, on yedi gündür vantilatörün hala duruyor.

Onu özellikle güz ve soğuk mevsimlerde çalıştırıyorum. Olur da rüzgar estiğinde kokun gelir diye..

Şimdiye kadar vantilatörünü çalıştırdığımda hiç kokun gelmedi ama olsun. Benim ezberimde, ben biliyorum kokunu..

Bu arada ben yedi ay on dört gün önce baba oldum, bir kızım var. Adını Derin koyduk. Ve ben tam yedi ay on dört günden beri her akşam dua ediyorum Tanrı'ya çabucak ölmeyeyim diye…

Çünkü; giden mutlu ki nedense geri dönmüyor.

Ama kalan, okyanusta küreksiz bir sandala dönüşüyor bu köhnede..

Siz şimdilik ayakkabı bağcıklarınız bağlanmadığında düz yolda şaşmanın ne olduğunu, okyanusta küreksiz kalmış oradan oraya savrulan bir sandalın ne anlama geldiğini bilmiyorsunuz.

Babamın vantilatörü biliyor..


© Dizi Doktoru