Zulmün Yangınına Yağmur Olmak
Karanlık gecelerin nurlu sabahını bekliyoruz sessizce… Ramazanın sevincini yüreğimizin derinliklerinde hissedemedik. Onun manevi iklimini tam anlamıyla yaşayamadık. Onun heyecanını doyasıya tadamadık. Bir yandan İslam coğrafyasındaki kısır çekişmeler, şiddet ve çatışmalar bizi derinden üzmeye devam ederken; diğer yandan Gazzeli kardeşlerimize yönelik baskı, zulüm, vahşet ve katliamlar yüreklerimizi dağlıyor. Rahmet ikliminin sahurunda bombalar yağıyor Gazze’nin üzerine. Hüzün kokuyor Gazze. Kan ağlıyor umutsuz ve çaresizce. Korku sarıyor masum canların gözleri… Kalpler virane olmuş, yürekler çorak, akıllar divane…
Yüreğimiz bebek katili İsrail’in bombalarıyla paramparça. Masum ve mazlumların uzak diyarlardan yükselen çığlıkları bizleri derinden yaralıyor. İsrail, Müslüman coğrafyanın bağrına saplanan paslı bir hançer gibi işgal ettiği topraklarda Müslümanlara zulmün her çeşidini reva görüyor. Barışın yurdu bu topraklara girdiği günden bu yana, uluslararası hukuku ve insan haklarını yok sayıyor. Yaklaşık bir asır önce Filistin topraklarında barış ve huzura son vererek zulmün tohumlarını ekiyor. Peygamberlerini katledecek kadar azgın bir topluluğun temsilcileri, tarihte işledikleri tüm cürümleri gölgede bırakacak bir vahşet örneği sergiliyor. İnsaf, vicdan, ahlak, hukuk gibi insanı insan yapan........
© Diyanet Haber
