menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’de devlet sanatı ve politika

14 0
10.05.2026

Türkiye'de öteden beri ‘politika’ ile ‘devlet yönetimi’, 'politikacı' ile 'devlet adamı' arasında ayrım yapmak âdettendir. Bu iki etkinlik türü nitelikleri bakımından birbirinden büsbütün farklıdır. Nitekim, öyle (çok) “devlet meseleleri”miz vardır ki, bunlar demokratik siyasetin alanına girmez ve politikacıların inisiyatifine bırakılamazlar.

Bilinmedik bir şey değil: Bizde bir 'hükümet politikaları' vardır bir de 'devlet politikaları'; birinciler gelip geçici ve kısmî, buna karşılık ikinciler kalıcı ve genel (millî) sayılırlar. ‘’Devlet politikaları’’ özellikle ‘’devletin ve milletin tehlikede olduğu’’ kriz zamanlarında öne çıkar; ne var ki Türkiye’de bu kriz dönemleri hiç bitmez. Başka bir deyişle, her zaman ‘’her zamankinden daha fazla millî birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var’’dır bizim.

Öte yandan siyaset ile devlet arasındaki ayrım aynı zamanda ahlakî bir hiyerarşi fikrini de ima eder. Bu normatif bakış açısından, 'Devlet'le ilgili olan hükümetle ve partilerle ilgili olandan, 'devlet işleri' siyasetten daha üstün ve önemlidir. Demokratik siyasal süreç siyasal partiler ve siyasetçilerin oyalandıkları sıradan bir meşgale iken, ‘’devlet işleri’’nin sevk ve idaresi özel bir adanmışlık ve ‘’vatan aşkı’’ gerektiren istisnaî ve yüce bir........

© Diyalog Gazetesi