Sibel’in kitapları
Çok eski zamanlarda bir ilkbahar günü bir kasabaya yaşlı bir kadın gelmiş.
Yanında, yeryüzündeki bütün bilgelikleri ve bilgileri içinde bulunduran dokuz kitap varmış.
Büyük bir torba altın karşılığında hepsini vereceğini söylemiş.
Çevresini saran halk hem gülmüş hem de sinirlenmiş. Dokuz kitapçık için bir torba altın mı? Kalsın!
“Nasıl isterseniz,” demiş kadın. “Ama gitmeden önce üçünü yakacağım.”
Çalı çırpı toplayıp meydanın ortasında bir ateş yakıp üç kitabı ateşe vermiş. Arkasına bakmadan kasabayı terk etmiş.
O yıl toprak iyi ürün vermemiş. Kar fırtınaları ve su taşkınlarıyla kış çok yaman geçmiş. Birçok insan ölmüş.
Yaz geldiğinde kadın gene ortaya çıkmış. Halk çevresini almış ve alaycı sözlerle bilgelik satışları nasıl gidiyor, diye sormuş.
“İyi,” demiş kadın. “Geriye kalan kitapları size satabilirim. Ama fiyat yükseldi: iki torba altın.”
Rezalet, diye bağırmış halk. Hepsini bir torba altına satıyordu, şimdi üçte ikisine iki misli altın istiyor. Ne fırsatçılık!
Kadın omuz silkmiş ve “Bana kim bir kibrit verecek?” demiş.
Üç kitap daha yanıp kül olmuş.
Bir kış daha gelmiş ki bir........
