menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İstanbul'un İftar Mekanları

48 0
06.03.2026

Ramazan ayı benim için yılın en özel zamanı. Akşam ezanıyla birlikte yerini huzura bırakan o iftarları, muhabbetle zenginleşen o bereketli akşamları büyük bir özenle seçtiğim mekânlarda karşılamayı severim. Bu yüzden tercihim çoğu zaman gösterişli salonlardan ziyade esnaf lokantalarından yana olur.

İşte İstanbul’un geniş sofrasında böyle iki durak. Biri Beylikdüzü Kavaklı ’da döneriyle tanınan Dönerci Hamit Efendi; diğeri ise Fatih Topkapı’da, ustalığın ve lezzetin adresi Kebapçı Murat Usta.

Geçen akşam yolum, İstanbul’un kalbinde, tarihi dokusuyla zamana direnen Fatih semtine düştü. Topkapı Caddesi üzerinde, mütevazı tabelasının ardında büyük bir emek saklayan Kebapçı Murat’ta iftar sofrasına oturdum.

Bu mekânın ardında Diyarbakır’dan İstanbul’a uzanan uzun ve sabırlı bir yolculuk var. Aslen Mardinli ama Diyarbakır doğumlu Murat Karacadağ’ın hikâyesi, çocuk yaşta dayısının yanında başlıyor. Henüz 5-6 yaşlarındayken ateşle, közle ve etle tanışan küçük bir çocuğun, yıllar içinde ustaya dönüşmesinin hikâyesi bu. İstanbul Kaleiçi olarak bilinen, eski garajların bulunduğu bölgede, kale kemerinin dibinde tam otuz yıl tabla üzerinde ciğer ve kebap satmış. Günde 500 dürüm… Dile kolay, bu rakam ticari bir başarı olmasının yanında sabrın, emeğin ve istikrarın adı.

Murat Usta’ya duyulan güven

Mekânda otururken buna bizzat şahit oldum. İstanbul’un bir başka ucundan, İkitelli’den gelen bir aile, dürümlerini özellikle Murat Usta’nın hazırlamasını rica etti. Bu talep, bir ustaya duyulan güvenin ve sevginin en sade ifadesiydi. Elbette Kebapçı Murat denildiğinde ilk akla gelen o meşhur Diyarbakır usulü ciğer kebabı. Baharatı dengeli, ateşi yerinde, lokumu andıran yumuşaklıkta… Adana, Urfa, Beyti, patlıcan kebabı, fıstıklı kebap; her biri ayrı bir ustalık örneği. Dürüm çeşitleri, kuzu ve tavuk şişleri ve diğer kebap çeşitleri. Menü zengin ve ne yaptığını bilen bir ustanın özgüveni saklı.

2006 yılında Topkapı Caddesi’nde kendi dükkânını açtığında arkasında yılların birikimi, yanında ise en büyük destekçisi eşi vardı. O günden bugüne yirmi yılı aşkın süredir aynı yerde, aynı titizlikle birlikte hizmet veriyorlar. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar süren mesaisi, aslında işine duyduğu hürmetin bir göstergesi. En dikkat çekici yönü ise şu: Hâlâ dürümleri çoğu zaman kendi elleriyle hazırlaması ve müşterisine bizzat ikram etmesi. Bu, bir esnaf refleksinden öte, bir gönül bağı kurma çabası.

İftar sofrasında Diyarbakır acılı güveci

O akşam iftar........

© Diriliş Postası